10 Eylül 2011 Cumartesi

VICIK VICIK SAMİMİYETSİZLİK!

Merhaba, neresinden tutsan tel tel dökülen süper(!) ligimiz!
Türkiye Süper(!) Ligi topu oyuna sokuyor. Ama hiçbir heyecan ve coşku duygusu olmadan.

Bir yanda aylardır yürütülen temizlik(!) operasyonu ile allak bullak edilmiş bir takım (özellikle takımlar değil, takım); sahada akıttıkları alınterinin en büyük ödülünden, Şampiyonlar Ligi'nden yoksun bırakılmış ve suçlu bulunmuş. Lakin, ulusal ligde yer almaya devam ettirilerek suçsuz kabul edilmiş... Ve bu karmaşık, bir o kadar da saçma durum içinde sadece, ama sadece geçtiğimiz sezonun gerçek neticesi için mücadele vermek üzere çalacak ilk düdüğü beklemekte...

Öte yanda; kaybedecekleri paranın muhasebesi ile sahte bir sahiplenişe yeltenerek, Fenerbahçe'siz lig olmayacağı görüşünde birleşen, değerli ve büyük kulübün varlığının korunması gerektiği samimiyetsizliğini gösteren takımların hali pürmelali...

Bir de ısrarla Fenerbahçe'nin akıbetinin neticelendirilmesini isteyen, bekleyen; yasaların, yönetmeliklerin, kararnamelerin hükmettiği neyse yapılsın diyen ezeli ve ebedi rakip Galatasaray... Gereği neyse yapılsın diretmesiyle dik(!) durduğunu savunan bu güzide(!) kulübün aslında sadece fırsatçılık peşinde koştuğunu; tarih boyunca ezildiği rakibinin düştüğü zor durumu değerlendirmek için çabaladığını ve bu sayede açılmak üzere olan aranın kapanması veya hiç değilse eşitlenmesi için şansını kullanmaktan çekinmeyeceğini anlamak çok zor olmamalı.

***

14 Nisan 2011 tarihinde yürürlüğe giren Sporda Şiddet ve Düzensizliği Önleme Yasası'na yaslanarak kalkışıldığı öne sürülen temizlik operasyonu -ki sabahın 07.00'sinde, aynı zamanlama ile ligde yer almış 18 kulübün başkanı, yönetimi ve tesislerine de aynı anda başlatılmamış bir operasyon için ne kadar temizlik operasyonu denebilirse?- bugüne kadar yaşanan her detayı ile dökülürken; TFF bu operasyonda zanlı kabul edilenler hakkında lig bittikten sonra bir karara varacağını açıkladı. Veya varılacak kararın oynanacak ligi etkilemeyeceğini(!) ifade etti.

Tamamıyla, başta yayıncı kuruluş olmak üzere, maddi kaygılar içindeki takımların bütününü korumak ve para kaynağı olan sponsorların kaçırılmaması için (play-off sistemi garabeti ile birlikte) alınan bu kararların gerçeğini, Türk Futbolunun selameti veya sözde temiz futbol adına tercih edildiği yalanı ile nasıl gizleyebilirsiniz?

***

Henüz iddianamesi bile hazırlanmadığı için tüm detaylarına hakim olunmayan, bu nedenle şüpheli konumundaki isimler hakkında disiplin soruşturması başlatılamayıp, savunmaları da alınarak bir karar aşamasına gelinmeyen bu abuk süreçte, ülkesinin kulüplerinin haklarını korumakla da yükümlü olan TFF; bünyesindeki alçak karakterlilerin etkisi, çabaları ve ihaneti ile uyduruk iddiaları tek taraflı yorumlar ve önyargılarla besleyerek, UEFA nezdinde de haksız ve yargısız infaza mahkum ettirdikleri Fenerbahçe'yi, kendilerinin zannettikleri süper(!) liglerinden düşürecek cesarete ve dirayete sahip olamadılar
.

Ligimizin güzide ama fırsatçı bir kulübünün medarı iftiharı eski sporcusu, son dönemlerin yönetimler, başkanlar değişse bile kendisi değişmez ismi Lütfi Arıboğan kanser mikrobu; Türk Futbolu için tehlikenin en büyüğüdür.

Yaşanan sürecin TFF kanadını gözlerinizin önüne getirdiğinizde kritik görüşme ve konumlarda hep baş rolü üstlendiğini, hazırlanan tüm metin ve taslaklarda bizzat imzası olduğunu anlayabilir, farkedebilirsiniz.

UEFA ile irtibatta bulunan, bilgi paylaşımını bizzat yürüten, dolaylı yoldan (oluşturulmuş bir özel ekip eşliğinde hazırlanan ve katkıda bulunduğu) ihbarlara malzeme sağlayan ve kendilerine sunulan cüretle iç yapımıza müdahale ettirilmek üzere gelen müfettişe her anında eşlik eden basketboldan gelme şahıs, bu anlamda asla hafife alınmamalıdır.

***

Fenerbahçeliler olarak yıllardır verdiğimiz temiz spor mücadelesinde zanlı durumuna düşürülmemiz yetmiyormuş gibi, bir de ülke sporunun/futbolunun dinamiklerini oluşturanların sahte yakınlığının vıcık vıcık samimiyetsizliği mide bulandırıyor.

Kulüpleri, Federasyonu, medyası, emniyeti, savcısı ve asla unutmayacağımız siyaseti; tüm samimiyetsizliği ve riyakarlığı ile yeni sezonun açılışında tribünlerdeki yerlerini alıyorlar.

Biz Fenerbahçeliler etimizden sütümüzden faydalanmak isteyen tüm fırsatçıların karşısında olmaya devam edeceğiz.

2011-2012 sezonu bizim için yeni başlayan bir sezon olmayacak. Sadece, 2010-2011 sezonunun 19. haftası (18. hafta; şampiyonluğumuzu ilan etmemize rağmen 3 Temmuz'dan beri yaşadığımız süreçtir) varsayarak, hakedip kazandığımızı tekrar ve kanırta kanırta elde edeceğimiz bir son hafta mücadelesi kabul edeceğiz.

Oynanan her maç, kurtuluş mücadelesinin bir devresi niteliği taşıyacak. Futbola asla ihanet etmeden, onurlu ve ahlaklı oyundan asla taviz vermeden...


http://twitter.com/hhosca

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder