82 İLE BİTİRMEDİK 95 YAPTIK
"Geçen sezonu 82 puanla bitirmedik, puanımızı gün itibarı ile 95 yaptık. Seri devam ediyor, biz böyle hissediyoruz" Aykut KOCAMAN.
Bir taraftar topluluğu düşünün. Yukarıdaki sözlerin sahibince ifade edildiği gibi "kanırta kanırta" elde edilmiş bir şampiyonluğun ardından tadını çıkartarak kutlamalarına devam ederken ve yeni sezonda hem ligde hem de Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edecek takımına takviyelerin merakı ile günlerin geçmesini heyecanla beklerken; bir sabaha büyük bir şokla uyanıyor. Bunun getirdiği olumsuzluklar neticesinde oluşan travmayı atlatıp, her şeye rağmen dimdik ayakta kalarak girdiği onur mücadelesinde, adeta kendi kurtuluş savaşını veriyor.
Tarihi şerefli zaferlerle dolu, cumhuriyetimizin kuruluşunda gerçek kahramanlıkları ve kahramanları bulunan, mücadeleye bayrak olmuş bir kulübün şimdiki neferleri olarak; kendi öz değerleri dışında tutunacak bir dalı olmayan bu topluluğa önder olacak, yol gösterecek, yön verecek, hiç değilse moral ve güç aşılayacak örnek model eksikliğine rağmen, muhteşem bir direniş ve meydan okuma ile...
Artık sayısız kez tekrarlandığı için yinelemeye gerek görülmeyecek sahipleniş, destek çıkış, demokratik tüm yollarla yapılan direniş ve gerçek adalet arayışı esnasında, bayrak olan isimlerin varlığı gurur hissettiriyor.
Üzerlerindeki büyük baskı ve tehditler neticesinde sahip oldukları düşünülen ve içten içe kahrolsalar da taraftarlar kadar özgür ifadelerde bulunamayan yöneticilerimizin sessizliği, saldırı ve sataşmalara karşı reaksiyonda bulunmamaları genelde tepki topluyor.
Türk Sporu için büyük hizmetlerde bulunmanın ödülünü parmaklıklar ardına konarak alan başkanımız Aziz Yıldırım, Fenerbahçe'mizi dünya kulübü kalitesine ve gücüne eriştirmek için birlikte çalıştığı mesai arkadaşlarından Şekip Mosturoğlu, İlhan Ekşioğlu, Tamer Yelkovan ve efsanelerimizden Cemil Turan...
Sağlıklı düşünüldüğünde; bir takımda sakatlık ve cezalar nedeniyle kadroda yaşanan eksikliklerin oluşturduğu aksaklıklar, görev alanlarındaki zayıflama nedeniyle karşılaşılan bocalama ile birebir aynı durum olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Fenerbahçe gibi bir kulüpte olmaması gerektiğine inanılan, olsa da en kısa sürede ve en az zararla atlatılması gereken bu bocalama dönemini; öne çıkan, sorumluluk alan, güven aşılayan belli isimlerle atlatmak kolaylaşabiliyor.
Zaman zaman Sn.Ali Koç'un, üstlendiği sorumlulukla cesaret ettiği, ancak TFF tarafından hemen hesabının kesilmeye çalışıldığı çıkışları; yönetim kanadından beklemek çok da gerçekçi değil. Bu açıdan bakarak değerlendirdiğimizde hoş görmek gerekiyor.
Lakin 3 Temmuz'dan beri, yaptığı her basın toplantısında, verdiği her demeçte, katıldığı her TV programında önce çalıştırdığı takım oyuncularına, sonra taraftarına ve camiasına, ama en önemlisi; spor kamuoyuna, yönetenlerine, rakiplerine, yazılı/görsel medyaya ve ülke insanına alınacak birçok dersler içeren mesajlar veren Aykut KOCAMAN gerçeği var.
Bir taraftar gibi hisseden, bir teknik direktör gibi sportif açıdan değerlendiren, bir yönetici sorumluluğu ile hareket eden ve ahlaklı bir insan gibi örnek teşkil eden; KOCAMAN yürekli bir ADAM...
Ve BU TARAFTAR; kendisi ile birebir aynı hisleri taşıyan, aynı pencereden bakarak olayları değerlendiren, görüşüyle, duruşuyla, tavırlarıyla, üslubuyla ve ahlakıyla kendisi saydığı bu KOCAMAN YÜREKLİ ADAMLA GURUR DUYUYOR!
2010-2011 sezonunda kanırta kanırta, helal alın terleriyle elde edilmiş bir şampiyonluğun bitmeyen mücadelesinde, gün itibarı ile 95 puana ulaştık!.. 2011-2012 sezonunda boynumuza takılan iple sürdürülen, onur mücadelesi verilmek suretiyle oynanan maçlarda seri devam ediyor!
http://twitter.com/hhosca