8 Mart 2011 Salı

BİZ KENDİ İŞİMİZE BAKALIM

Aradaki 9 puanlık farkı kapatıp averajla da olsa liderliği ele geçirip, bir de bunu devam ettiriyoruz ya!.. Ülkenin ¾’ü(!) ayaklandı ortalığı yıkıyor.

Ligin ilk yarısında bariz hakem hataları ile puanları toplarken gıkı çıkmayanlar, 9 puan farkla öndeyken pirüpak lige damga vuranlar, daha henüz kendi maçlarında yaşanan bariz hataları yok sayarak Fenerbahçe maçında yaşananlar üzerinden siyaset yapıyorlar.

Lehlerine olan hatalarda yine Kulüpler Birliği Vakfı başkanı olan Aziz Yıldırım’ken… Aynı Aziz Yıldırım’a yayıncı kuruluş ihalesi öncesinde, sırasında ve sonrasında hayranlıkla teşekkürlerini iletirlerken… Kulübünün maruz kaldığı haksızlıklara tepki olarak birlik başkanlığından istifa ettiğinde geri dönmesi için adeta yalvaranlar; şimdi, devre arasında bariz hatalar yapan hakemlerin yeteneksizliklerini, formsuzluklarını ve ligi etkileyecek hatalarını dile getirdiği için hakemler üzerinde baskı kurduğunu savunuyor, bugünkü sonuçlara zemin hazırladığını öne sürüyor ve birlik başkanlığından ayrılması gerektiğini haykırıyorlar.

Bunları büründükleri kuzu postu altından sinsice gizledikleri gerçek yüzlerini ortaya koyma pahasına haykırırken, kendi maçlarında yaşananları hasıraltında zannediyorlar.

Fenerbahçe’ye haklı olarak kaybettiklerinde bile ortalığı yangın yerine çeviren Bereket Jimnastik Kulübü idarecileri, maçın daha başında yaşanan bir pozisyonda İsmail’in kasıklarına uçan tekme attığı halde oyunda kalmaya devam eden Giray’dan hiç söz etmeyince… Simao’nun tertemiz golü iptal edildiğinde belki de maçın kaderinin değiştiği ile ilgili hiçbir rahatsızlık dile getirilmeyince, Trabzonspor yöneticileri de maçlarını bileklerinin hakkı ile aldıkları yanılgısını gerçek zannediyor olmalılar.

Bütün bu olan biten karşısında Fenerbahçe hiçbir reaksiyon halinde olmayıp sadece kendi işine baktığı için, ilerleyen haftaların getireceklerinin sezgisi ile karın ağrıları çekerek hezeyana kapılmaktan kurtulamıyorlar.

Eski başkanları birlik toplantılarını kendi kulüplerinin çıkarlarını korumak adına barkovizyon gösterileri ile süslerken Türk Futbolu’na yaptıkları hizmetleri(!) tebessümle izleyenler, gerçek anlamda Türk Futbolu için büyük hizmetlerde bulunduğu taraflı tarafsız herkesçe takdir edilen bir insanı, şampiyonluğu kaybedecekleri kendilerine beyan olmuş halleri ile akılsızca suçlayarak el çektirmek istiyorlar.

Aslında Fenerbahçeli sizden daha fazla istiyor!.. Türk Futbolu’nun tasasını tek başına Fenerbahçe ve başkanı mı taşıyacak?.. Hak etmeyen insanlar topluluğunun sayemizde semirmesini sağlayıp, yokluklar içinde debelenirken biraz olsun maddi olanaklarını düzeltme fırsatı vererek, karşımıza doğru düzgün rakipler olarak çıkmaları; ama sonunda nankörce saldırılarına maruz kalmak için mi..?

Keşke Aziz Yıldırım Kulüpler Birliği Vakfı başkanlığını bıraksa da tamamıyla kendi kulübünün çıkarları için görevi süresince mücadele etmeye devam etse..! Böylece sadece kendi işimize bakarak geride kalanları dertleri ile baş başa bıraksak!

Bir yanda; “hakemler hakkında konuşmuyoruz” diyerek her hafta ve her maçtan sonra demeç verenler… “ülkenin ¾’ü şampiyon olmamızı istiyor” diyerek tek başlarına Fenerbahçe ile baş edemeyeceklerini itiraf edenler… Bunlara verdikleri desteği utanmadan aralarında oynayacakları maçta beyan edenler… Mustafa Yumlu’ya “bu maçta bizi yenin de şampiyon onlar değil siz olun” diyenler… Şenol Güneş’e “iyi oynayın bizden size zarar gelmez hocam” nidaları ile güven verenler… Ve ne acıdır ki, bunları utanmadan dile getirirken kendilerini büyük(!) zannedenler…

Nerede, bütün çarpıklıkları kamuoyunda ortaya koyacak önderler?.. Nerede, Taurasi’ye haksızca atılan çamuru sanki haklıymış gibi haber yaptığı için ödül alıp asıl bunları haber yapması gerekenler?..

Bu kokuşmuş düzenin kurtarıcısı biz mi olacağız Sn.Aziz Yıldırım?.. Bırakın ne halleri varsa görsünler; biz kendi işimize bakalım!


http://twitter.com/hhosca

4 Mart 2011 Cuma

DURUM TESPİTİ...

- 25 Ekim 2009 tarihinde Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçında yaşanan olaylar nedeniyle PFDK (Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu), 29 Ekim 2009 tarihinde aldığı kararlarla verilen cezaları şu şekilde açıklamıştı:
 "Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'nun 29.10.2009 tarih ve 28 sayılı toplantısında almış olduğu kararlar aşağıda belirtilmiştir.
1- FENERBAHÇE SPOR Kulübünün, 25.10.2009 tarihinde oynanan FENERBAHÇE - GALATASARAY A.Ş. Türkcell Süper Lig futbol müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 2 RESMİ MÜSABAKAYI KENDİ SAHASINDA SEYİRCİSİZ OYNAMA CEZASI ile cezalandırılmasına,
..."

Bilindiği gibi bu maçta iki takım futbolcuları birbirleri ile tartışmış, itiş kakış yaşanmış, tribünleri tahrik edecek hareketler neticesinde tasvip etmediğimiz bir şekilde kendini bilmez birinin sahaya, aslında birbiri ile didişen futbolculara doğru attığı bozuk para futbolcuların yakınında olayları izleyen yardımcı hakemin başına isabet ederek yaralanmasına yol açmıştı. Bu yaralanma sonrası yardımcı hakemin tedavisi yapılmış ve hakemlerin kendi kararları ile maçın oynanması sağlanarak maçı yönetmişlerdi.

Yaşanan olaylarda tribünleri galeyana getiren oyuncuların tahriki göz önüne alındığında; verilen cezanın kendi sahasında 2 maç seyircisiz oynanması şeklinde olması tartışılır... Ki, bu cezanın az olduğu kamuoyunda tartışmaya da açılmıştır.

Verilen karar, uygulanan ceza yönetmelikleri için bir kıstas kabul edilsin diyelim ve bir kenarda tutalım...

- 27 Şubat 2011 tarihinde Hüseyin Avni Aker Stadı'nda oynanan Trabzonspor-Kayserispor maçında yaşanan olaylar nedeniyle PFDK, 03 Mart 2011 tarihinde aldığı kararlarla verilen cezaları şu şekilde açıkladı:
"Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'nun 03.03.2011 tarih ve 72 sayılı toplantısında almış olduğu kararlar aşağıda belirtilmiştir.
1- TRABZONSPOR A.Ş.'nin, 27.02.2011 tarihinde oynanan TRABZONSPOR A.Ş. - KAYSERİSPOR Spor Toto Super Lig futbol müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 1 MAÇ SAHA KAPAMA CEZASI ile cezalandırılmasına,
..."
Yine bilindiği gibi bu maçın sonlarına doğru hakeme tepkilerini sahaya yağdırdıkları yabancı maddelerle ve galiz küfürlerle gösteren Trabzonspor seyircisi, maç bitiminde soyunma odasına yönelen hakem Yunus Yıldırım'ın alnına isabet ettirdikleri yabancı madde ile yaralanmasına neden olmuşlardı. Maçtan saatler sonra stattan ayrılamayan hakemlerin rapor yazdıkları(!) için geciktikleri açıklaması yapılmıştı.

Sahasında oynadığı maçlarda puan kaybı yaşayan, son 3 maçında 6 puan kaybeden Trabzonspor'un lig yarışında geride kalması istenmemiş olmalı ki, tarafsız sahada ve seyircili oynama cezası(!) kendilerine layık görüldü. Maçın hemen ardından soluğu Trabzon'da alan Spor Bakanı Faruk Özak, eğer bir hizmette bulunmak niyetindeyse; verilen cezayı Trabzonspor'un kendi sahasında kalan bütün maçları tarafsız sahada seyircili oynaması olarak değiştirtmesi uygundur. Ülkemizdeki adalet sağlayıcıların vicdanlarda sağlanamayan adalet konusunda hüküm giymeleri yıllar olsa da artık bunu saklı gizli endişesi taşımadan yapmaları mesleki ahlaksızlığın doruk noktasıdır.

- Ligimizin güzide takımlarının statlarında her maç koro halinde tribünlerden yükselen küfürleri hesaplama yeteneği olmayanlar… Hiçbir şekilde onaylamadığım, tamamıyla bitmesi için mücadele verdiğim küfür meselesinin saniyeleri ile çetelesini tutarak, belki de namzetlerine göre bu konuda en müstesna stat olan Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nda verilen küçücük tepkileri bile küfür statüsüne sokup, Fenerbahçe'yi (seyircisiz oynama) ceza sınırına getirebiliyorlar.

Maçları canlı veya ekran başından dikkatle takip edenlerin diğer statlara gösterilen hoşgörü ve üç maymun halini kavrayabilmeleri için, tahammülsüzlüğün muhatabının sarı-lacivert çubuklu, ama İstanbul menşelisi olduğuna bakmaları yeterlidir.

Yukarıda sadece, çarpıcı biçimde göze batan iki örneği sunmaya çalıştım. Bütün bu dönen ve dönecek olan dolapların bilincinde olduğumuzu daha önce belirtmiştim. Bu yazının amacı da her şeyin farkında olduğumuzun bilinmesi, balık hafızalı olmadığımızın görülmesidir.

Fenerbahçe maçlarını o gün sahaya çıkacak 11 futbolcusu ve yedek oyuncuları ile birlikte, arzu edilen herhangi bir sahada tertemiz mücadelesi ile oynayacak ve karşısında birlik beraberlik(!) içinde rengârenk bir formaya bürünen rakiplerine rağmen ligi bitirecektir. Fenerbahçe'nin onurlu yürüyüşüne karşı dikleniş ister devlet destekli olsun, ister medya katkılı...

Sonunda kazanıp kaybetmek çok da önemli değildir. Çünkü Fenerbahçe, kendisine karşı bukalemunlaşanlar nezdinde çoktan kazanmıştır.


http://twitter.com/hhosca

1 Mart 2011 Salı

OYUNA GELMEYECEĞİZ!

Bana ne diğer takımların maçlarından!

Fenerbahçe’miz liderliğe yükseldi. Artık yakıştığı yerde… Bunu elde edebilmek için büyük badireler atlatıldı, sırat köprüleri aşıldı.

Ligin ilk yarısında eksikler, hatalar, yerine konamayanlar, yanlış tercihler, şanssızlıklar, formsuzluk ve sakatlıklar neticesinde önemli hedeflerden sapıldı; lig mücadelesinde de 9 puan gibi önemli bir fark ile geriye düşüldü.

Başta Aykut Kocaman ve başkan Aziz Yıldırım olmak üzere, yetkili kişilerin takım üzerinde etkili olduğu kesinlik kazanan uygulamaları/mesajları ve çalışmaları neticesinde büyük bir toparlanma süreci yaşandı. Sorunlu oyuncuların sorunu giderilip, giderilemeyenler de gönderildikten sonra takım kimliği daha bir belirginleşti. Bu da saha sonuçlarına olumlu yansıdı.

Olmaz denilen maçların alınmasının ardından artık ligimizin lideri olarak yolumuza devam edeceğiz. Bunu bozmak, dikkatimizi dağıtmak, saha içi ve dışında türlü oyunlar kurarak bizi yolumuzdan etmek için ellerinden geleni yapacaklar... Ki, liderliğe yükselmemizle birlikte verilen demeçlerden, basında yer alan haberlerden, türetilen paranoyakça gazete sütunları ve görsel medyadaki akıl yoksunu yorumlardan bunu anlamak zor değil.

Rakip takımlardan irrite edici demeçler geliyor; gelecek.
Oynadıkları her başka rakiple değil de bizimle yatıp kalkıyorlar; böyle sürecek.
Taraftarları ilgisi olmayan maçlarda hep kulaklarımız çınlatıyor; yine çınlatacaklar.

Basın, benzer yaşanan olaylarda biz içinde olduğumuzda dünyayı ayağa kaldırıyorken, belki de daha kötü gelişmeler ve olaylarda rakiplerimiz rol oynadığında sempati rüzgârı ile sonuçlara etki etmeyi ve bu sayede yarışta kalmalarını sağlıyor; bundan sonra da artan bir iştahla bu görevine(!) devam edecek.

Fırsatını bulduklarında en küçük hatamızı en ağır biçimde cezalandıranlar ve bunda vakit kaybetmeyenler, söz konusu rakiplerimiz olduğunda hoşgörü makamı kesilip acımasız olmuyor ve hiç acele etmiyorlar; bu istikrarlı tavırlarını yine koruyacaklar.

Ama biz bu oyunlara kapılmayacağız!

Averajla önünde olduğumuz Trabzonspor'a karşı, oynadığımız maçları kaybetmediğimiz müddetçe her yönden avantajlı olduğumuz kesin. Diğer takipçi Bursaspor'un hem 3 puan önünde hem de sahamızda karşılaşacak olma avantajına sahip olduğumuz bu yarışta, sadece kendi maçlarımıza bakmamız yetecek.

Her maçı ayrı birer final havasında ve ciddiyetinde ele alır, bu dikkatle maçlarımızı oynar, takımımıza bu özenle desteğimizi verirsek; önceki yıllarda yaşadığımız travmaların tekrarı ile karşılaşmayız.

Camia olarak ne zaman başka işlerle uğraşmaya ve asıl işimizi göz ardı ederek dikkatimizi bunlara yöneltmeye başladıysak hep kaybettik. Bu gerçeği çok iyi bilen ve her iyi gidişimizde aynı taktikleri uygulayanların artık ne oyunlarına gelinmeli ne de tuzaklarına düşülmeli!

Kenetlenerek, tek yumruk olunarak gelinen bu noktadan sonra aynı birlik ve beraberlikle yolumuza devam ettiğimizde bu gücü alaşağı edebileceklerini tasavvur edemiyorum.

Akıllı olma, kendi işine bakma, diğerlerince yaşananları ve yaşatılanları tebessümle izleme vaktidir. Yolumuzdan saptırma niyetinde olanların aralarındaki ilişkiler çok önemli olmamalıdır.

Çünkü kazanmaya devam ettiğimiz müddetçe gerçekten kazanan olacağımız açıktır.


http://twitter.com/hhosca