22 Eylül 2011 Perşembe

KİME SORDUNUZ?

3 Temmuz’da bu ülkede bir deprem oldu. 6222 sayılı yasadan güç alanların, daha doğrusu bunu geçerli bahane olarak kullananların değişik emellerine ulaşma çabasının sahneye konulması ile dengeler yerinden oynadı.

Yaşanan depremde yıkıntı altında kalan sanki sadece Fenerbahçe ve birkaç yönetici ile birlikte başkanıymış gibi bir algı yerleştirilmeye çalışılsa da; henüz ana sarsıntının açığa çıkmadığını, küçük artçılarla devam ettiğini gören, ama sonunda en şiddetli sarsıntının yakın olduğunu bilerek büyük göçük altında kalmak istemeyenler…

Şimdi, zamanında ısrarla çıkmasını istedikleri yasanın kendilerini ilgilendiren maddelerinin biran önce değiştirilmesi için Kulüpler Birliği(!) çatısı altında düğmeye bastılar.

Önce partileri ziyaret ederek düşüncelerini öğrenen, sonra da Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Suat KILIÇ’a taleplerini iletenler, yasa değişikliği ile ilgili çalışmaları yürütmesi için eski Federasyon başkanı Av. Levent BIÇAKÇI’yı görevlendirdiler.

Eğer bu yasa maddelerindeki değişiklik sadece kulüp yöneticilerini kapsayan kısım için talep ediliyorsa ve Levent BIÇAKÇI’nın açıklamalarındaki gibi “bir hafta içinde değişiklikleri hazırlayıp, hemen akabinde yasal prosedürleri başlatarak 1-1,5 ayda Meclisten geçmesi sağlanıp değiştirmek mümkün olur” deniyorsa, hatanın büyüğü yapılmış olur.

Çünkü yine başroldeki TARAFTAR etkisiz eleman kabul ediliyor demektir.

6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliği Önleme Yasası henüz taslak aşamasındayken; başta Fenerbahçe Taraftarları bir çalışma içine girdiler. “Tribün Birliği” çatısı altında oluşturdukları bir komisyon vasıtası ile eski (5149 sayılı) yasanın eksik ve aksak yanlarını da kapsayan, yeni yasadan beklentilerini ve mevcut taslaktaki sakatlıkları içeren, önerilerinin de yer aldığı detaylı bir çalışmayı ilgililerle paylaştılar. Hatta bunu tüm kulüplerin taraftarlarına açık olan bir Panelle kamuoyuyla paylaşmak için çaba gösterdiler.

Amaç; sporun başrol oyuncusu taraftarın yok sayılan, hiç danışılması akla getirilmeyen görüşlerini ve önerilerini sunarak, uygulamada olabilecek aksaklık ve yanlışların yaşanmamasını, hakkaniyetten uzak yaptırımlarla insanların suçsuz yere cezalandırılmayıp, ılımlı ve sadece takımına destek vermekten başka hedefi olmayan gerçek taraftar olgusunun yara almamasını sağlamaktı.

Bu iyi niyetli ve faydalı çabayı görmezden gelerek, danışmaya bile gerek görmeyip, dikkate almayarak; statlarda ve spor alanlarında kendini bilmez insanların neden olduğu olayları önlemenin yorganı yakmaktan geçtiğini zannedenlerce, sonuçları hiç düşünülmeden ve hesap edilmeden, alelacele biçimde mevcut yasanın çıkması sağlandı.

Şimdi bu yasanın ağır ve hiçbir mantığa sığmayan maddelerinin sancısını duyanlar değiştirilmesini, içerdiği ağırlaştırılmış ceza hükümlerinin hafifletilmesini isterken yine yanlış ve eksik bir yol izliyorlar.

Yasa hazırlayıp yürürlüğe koymak veya yasa maddelerinde değişiklik yapmak aceleye getirilecek basit bir iş değildir! Bu anlayışla yaklaşılan her çabada bir yan hep eksik kalacaktır ve ortaya çıkan ürün sakat olacaktır!

***

Gündemdeki bu konuyla ilgili kamuoyuna aksettirilen bir algıya da dikkat çekmek istiyorum. Kulüpler Birliği çatısı altında ortaya konan bu değişiklik taleplerinin operasyon dışında kalan kulüpleri olası soruşturma tehdidinden korumak, Fenerbahçe ve diğer şüpheli sıfatındaki kulüpleri ve ilgili şahıslarını kurtarmaya çalışmak veya en azından daha hafif cezalarla kurtulmalarını sağlamak amacını taşıdığı düşünülüyor. Hatta daha da ileri gidilerek, bu çaba, bir Fenerbahçe’yi kurtarma operasyonu havasına sokulmaya çalışılıyor.

Başta tutuklu bulunan başkanımız Aziz Yıldırım olmak üzere, Sportif Direktörümüz ve Teknik Sorumlumuz Aykut Kocaman ile Fenerbahçe’nin bu işte hiçbir suçu olmadığını, yargısız infaz edildiğini düşünen tüm Fenerbahçelilerin böyle bir iyiliğe(!) karşı olduğu bilinmelidir. Bu yöndeki demeçleri ile görüşlerini açıklıkla dile getirmişlerdir. Eğer illa ki bu yönde bir çalışma yapılacaksa da; bunun henüz iddianamesi bile hazırlanmamış soruşturma ve yargılama sürecinin akabinde, aklanmamızdan sonra yapılması talebimiz olmalıdır.

Belli emellere ulaşmak için Fenerbahçe özelinde yürütülen bir temizlik(!) operasyonunda, kendi gerçek kimlikleri de ortaya çıkacak endişesi taşıyanlar; günü ve yarınlarını kurtarmak adına sanki Fenerbahçe’ye iyilik yapmaya çalışarak, şirin görüntüler verme çabasında olmasınlar!

Fenerbahçe ne böyle yapmacık iyiliklere ne de sahte yardımlara ihtiyaç duymayacak kadar büyük, güçlü ve onurlu bir camiadır. Herkesten çok daha temiz olduğuna sonuna kadar inandığımız Fenerbahçe’miz ve bünyesindekilerin varsa suçları cezasını çekmelerinden çekinmez, bizler de hak ettiğimiz cezayı çekmesini biliriz.

Yönetim Kurulumuzun en kısa zamanda, kimseye minnet etmeyeceğini yukarıdaki düşünceler ışığında açıklamasını bekliyorum.

Bu gerçek düşünceler paralelinde tekrar belirtmeliyim ki; nihayetinde mevcut yasa maddelerinde bir değişiklik, cezalarda hafifletme, aksaklık ve yanlışlıklarda düzeltme düşünülüyorsa, TARAFTAR bu kez yok sayılmamalı, kamuoyu önünde iyice irdelenip tartışılmadan aceleye getirilerek, sadece paçayı kurtarmak amaçlı bir başka yanlışa imza atılmamalıdır.

Sporla ilgili bir yasanın özerk federasyonların iç talimatları ve yaptırımları ile paralellik oluşturması gibi çok önemli bir ayrıntıyı da unutmadan elbette…


http://twitter.com/hhosca

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder