ÖNCE
ÇEKİRDEKTEN,
SIRA DIŞLIKLARA DA GELECEK!
Zaman
zaman çok yakın dostlarımızın da aralarında bulunduğu bir kesim, eleştiri hakkı
adı altında SAYGISIZLIK edenlere -dikkat edin, eleştirenlere demiyorum
SAYGISIZLIK edenlere- tepki verildiğinde "kimse insanlara taraftarlık
dersi vermesin, bırakın herkes taraftarlığını bildiği gibi yaşasın"
özetinde isyan etti, ediyor, belki de edecek.
Hayır,
yanlış!..
Herkes
taraftarlığını bildiği gibi değil, olması gerektiği gibi yaşayacak. Öğrenmesi
için gerekiyorsa bulunduğumuz her ortamda ders de verilecek.
Burada
atlanan bir gerçeği hatırlatmak gerektiği çok açık.
Futbol
bir spor dalı. Fenerbahçe Spor Kulübü bünyesinde icra edilen 9 daldan bir
tanesi.
Sporda
her türlü sonucun ve bu sonuçlara neden olan etkenlerin olabileceği gerçeğini
bilmek...
Verilen
mücadelelerin bitiminde elde edilen sonuçları olağan kabul edip hazmetmeyi
başarmak...
Yenene
de yenilene de gösterdikleri performans için saygı duymak...
Ve
en sonunda destek verdiğin takımı, oyuncuları, kenar yönetimi alkışlamak bu
işin özünde olan, olması gereken, adeta bir kültürün parçası olarak kabul
edilmesi beklenendir.
Kendini
taraftar olarak görenler, öncelikle bu gerçekleri özümsemek, iyice kavramak ve
benliklerine sindirmek durumundadırlar.
Bunu
başaramayıp ortalıkta taraftarım diye gezinenler, kendilerine taraftarlık dersi
verildiğinde itiraz etme hakkına sahip değildir.
Kendisini
sporun ana fikrini özümsemiş, kültürünü almış ve taraftarlık bilincine sahip
görenlerin, "çakma taraftar" sıfatında gezinenlere ders vermesi kadar
doğal bir süreç de olamaz.
Siz
istediğiniz kadar "buna hakkınız da yok, haddiniz de değil" diyerek
karşı çıkın. Tam olanın eksik olana hatasını, yanlışını gösterip doğru olanı
anlatması, iki kere ikinin dört etmesi kadar değişmez bir gerçektir.
Spor
kültürü oluşmuş, barındırdığı temel gerçekleri bilincine işlemiş ve tuttuğu
takımına verdiği desteğini bunların üzerine inşa etmiş insanlar benim açımdan
gerçek taraftarlardır.
Gerçek
taraftarlar, üzüntülerini de sevinçlerini de sporun ruhuna aykırı kaçmayacak
ölçülerde yaşamasını bilir.
Gerçek
taraftarlar, tribünlerde ortamın izin verdiği ölçülerde takımına nasıl destek
vereceğini bilir.
Gerçek
taraftar, rakibe ve yanlı/adaletsiz/çifte standart dolu kararlar veren hakeme baskı
kurmanın önemini ve bunu nasıl uygulayacağını da bilerek hareket eder.
Gerçek
taraftar, sahada mücadele ederken gününde olmayan, hata yapan, inanılmaz
golleri kaçıran veya olmayacak golleri yiyen, performansı düşük olan
futbolcusunu sanki diğer maçlarda aynı oyuncular olmayacakmış, oynanan son
maçıymış gibi tribünden cezalandırmaya kalkmaz.
Gerçek
taraftar, gününde olmadığı için sendeleyen, yeteneği sınırlı olduğu için
bekleneni veremeyen, kendisini memnun edemeyen oyuncusuna her zaman moral
vermekle, daha iyi olması için teşvik etmekle, kendini toparlamasına yardımcı
olmakla yükümlüdür.
Gerçek
taraftar, milyonların izlediği bir ortamda futbolcusunu satmaz. Takım içinde
sorun oluşturacak pozisyonlara sokmaz. Ellerini ovuşturarak tökezlemelerini
bekleyenlere yem etmez.
Gerçek
taraftar, tribünde yapmaması gerekenleri kitlelerin takip ettiği platformlarda
da yapmaz. Eleştiri hakkını sonuna kadar kullanır, ancak bunu yaparken hakaret
etmez, aşağılamaz.
Gerçek
taraftar, kendisini ne kadar bilgi sahibi görse de takımı yöneten, taktiği
veren, kadroları kuran, oyun içinde kendince müdahaleleri yapan, değişiklikleri
yönlendiren ehil kişilerin işine karışmaz.
Yine
bu kişilerin kendince hatalı olduğunu düşündüğü noktalarını sonuna kadar
eleştirir, beklentilerini dile getirir, ama ders vermeye kalkmaz, hakir görmez,
lanet okumaz.
Gerçek
taraftar, evladını eleştirme hakkına haiz olsa da dışarıya karşı ezdirmediği
gibi, gönlünü verdiği, tutkunu olduğu takımının oyuncusuna da hakaret
edilmesine razı gelmez.
Gerçek
taraftar, önce taraftarlığını bilir ve buna uygun hareket etmeye çalışarak
görevini yerine getirir, sonra da bir taraftar gözüyle gördüklerini doğrusuyla
yanlışıyla muhatapları ile üslubunca, yoluyla yordamıyla paylaşır.
Gerçek
taraftar, taraftarlarla ilgili uygulamalarda eksik, hatalı, kötü gördüğü
unsurları yine üslubunca dile getirir; düzeltilmesi, yeniden ele alınması,
beklenildiği şekle sokulması için çözüm önerileri ile birlikte taleplerini
yerine ulaştırır.
Kısacası,
gerçek taraftar haddini bilir!
Buraya
kadar yazdıklarımın arasında tuttuğu takıma olan sevdasından ötürü insanları
yargılama, yerme, hakir görme, eksik olarak nitelendirme yapmadığımı umarım
fark etmişsinizdir.
Çünkü
kimsenin takımına duyduğu sevdası ile ilgili muhasebe yapmak haddim değil.
Bunların ayrı değerlendirmeler olduğunu ve karıştırılmaması gerektiğini
anlayarak yazının devamını okumanızı tavsiye ederim.
Bize
taraftarlık dersi verilecek yerleri işaretleyenler iyi bilmelidir ki; ders önce
çekirdekten verilmeye başlanır.
Bulunduğumuz
platformda, yani çekirdek kabul ettiğimiz bir taraftar derneği e-posta
listesinde derse ihtiyacı olanlar varken, kendisini ayrı yerlerde görenlere (dışlıklara)
ders vermenin yararı olmaz, olamaz.
Bu
ortamda ve mücadele edilen diğer temel (çekirdek) ortamlarda ders verilecek
kimse kalmadığında sözü edilen yerlere de şartları elverenler gidip ders
verecektir. Hiç kuşkunuz olmasın.
Buna
ömrümüz yeter mi, o günleri görür müyüz, bilmiyorum. Zira, burada ve kitlenin
nüvesi kabul ettiğimiz diğer ortamlarda derse ihtiyacı olan, taraftarlığın ne
anlama geldiğini öğrenememiş, ama ne kötüdür ki kendisini olmuş zanneden
öylesine ciddi vakalar var ki!
Yukarıda
ifade etmeye çalıştığım gerçek taraftarlık tanımlarına uygun olup, kendisini bu
tanımların dışında tutmayanlar elbette ki yazdıklarımdan alınmayacak, beni
yargılamayacaklardır.
Yanlış
anlayanlar için de peşin olarak özrümü dileyeyim.
Böylesine
üstten ve tabiri caizse "ukalaca" yazmamın sebebi, aynı yaklaşımla
hareket ederek, değer kabul ettiklerimize haksızlık edildiğini anlatmaya
çalışırken bizlere ukalalık edildiği içindir.
Bu
ve benzer diğer platformlarda bulunduğum sürece, hak eden herkese aynı dersleri
vermeye devam edeceğimi de biliniz.
Egolarını
törpülemeyi başaramayanların, SAYGI denen olguyu hayatlarının önemli bir yerine
oturtamayanların karşılaşacağı tavır her zaman bu olacaktır.
Demokratik
ortam, eleştiri özgürlüğü, samimi hislerin paylaşımı demenin SAYGISIZLIK demek
olmadığını herkes öyle ya da böyle bilecek.