29 Temmuz 2010 Perşembe

BERBAT EDİLEN ÇUVALLARCA İNCİR

Kabus gibi bir maçı geride bıraktık. Yanımızda olduğuna çokça şahit olmadığımız şansımız tur için avantajlı bir skor elde etmemizde ana faktördü. Bu tür şanslı haller alışık olmadığımız durumlar. Haliyle bünye bir yere kadar kaldırabiliyor. Umarım bundan sonra böylesine büyük ölçüde şansa ihtiyacımız olmaz.

Maç içinde kısa zamanlarda da olsa çok güzel sinyaller görmedik diyemeyiz. Mesela, gollerimiz çok estetik ve organize ataklar sonucu geldi. Hücum anlamında takımın daha da iyiye gideceği şüphesiz.

Fakat, savunma yönümüz ve yardımlaşmayla ilgili sorunlar endişe verici düzeyde. Bunları, eksiklerimiz takıma katıldığında belki gidereceğiz. Ama sezon boyu onlarca maç içinde sakatlığı var, cezalısı var. Kenarda bekleyen oyuncularımızın da en az aslar kadar hazır ve formda olması gerekiyor. Aksi halde çok üzüleceğimiz maçlar olabilir.

Bana göre bu sezon yeni bir yapılanma ve sistem aşılanması üzerine geçmeli/geçecek. Fenerbahçe'ye uygun bir sistemi olan, buna uygun genç, dinamik; oyunun hücum yönünü devamlı halde sahaya yansıtan, takım halinde yardımlaşmalı savunma ve pres özelliği olan oyunculardan kurulu bir takım...

Eksikleri zaman içinde giderebilmek, oturtulmak istenen oyunu bizlere sunabilmek için duyulan ihtiyaç bence zaman. Fakat, bu taraftarın ve camianın buna tahammülü var mi?.. Burası büyük şüphe götürür. Acı örneklerini canlı yaşıyor, yasamaya da devam ediyoruz.

Zayıflatıldığı, istikrarsızlık ve beceriksizlikler yüzünden takım olamadığı düşünülen kadromuz, geç de olsa günü kurtarmayı düşünmeyen ehil kişiler elinde. Son yıllarda yanlış hamlelerle yasatılanlardan ders alınarak, bu ehil kişilerin talepleri yerine getirilir ve kendilerine bahsettiğimiz zaman tanınırsa, başarmamak için sebep göremiyorum.

Bir taraftar olarak bu zamanı şahsen tanıyorum. Ve bu süreçte her zaman olduğu gibi inanmaktan vaz geçmeden, "Hep Destek Tam Destek" felsefeme uygun yerimdeyim. Bu bilince sahip tüm taraftarlarımızdan da beklentim bu yöndedir.

Elbette başkanımız ve Yönetim Kurulu'muzdan, futbol dalında da gerçek anlamda sağlam durmaları beklentisi ile birlikte...

Berbat edilen çuvallarca incire yenilerinin eklenmemesi temennimdir.


http://twitter.com/hhosca


 

8 Temmuz 2010 Perşembe


KENDİMİZİ SINAMA ŞANSI 

2010-2011 sezonunda Avrupa yolculuğuna çıkacağımız Euroleague grup kuraları çekildi.

C Grubu'nda; Regal FC Barcelona, Montepaschi Siena, Lietuvos Rytaş, KK Cibona Zagreb, Cholet Basket takımları ile eşleştik.

Regal FC Barcelona, geçen senenin Euroleague şampiyonu.
Montepaschi Siena, İtalya Ligi şampiyonu.
Lietuvos Rytaş, Litvanya Ligi şampiyonu.
KK Cibona Zagreb, Hırvatistan Ligi şampiyonu.
Cholet Basket, Fransa Ligi şampiyonu.

Her biri bizim gibi kendi ülkesinin şampiyonu olan takımların bulunduğu oldukça zorlu bir grupta yer alıyoruz. Bir tek Barcelona kendi ligini finalde kaybedip ikinci bitirmiş olsa da onlar da avrupa şampiyonlar ligi şampiyonluğu unvanına sahipler.

Geçen yılı iyi takip eden ve hatırlayanlar görecekler ki; bu sene de grubumuz iki takım dışında aynı takımlardan oluşuyor.

2009-2010  /  2010-2011
Barcelona     /  Barcelona
M.Siena       /  M.Siena
Fenerbahçe  /  Fenerbahçe
Cibona         /  Cibona
Zalgırış        /  L.Rytaş
Asvel           /  Cholet

Bir anlamda geçtiğimiz yıldan bu yana ne gibi gelişimler içinde olduğumuzun göstergesi olacak bir sınav bizi bekliyor.

Geçen sene, Avrupa maçlarında hem takım olarak çeşitli aksiliklerin ve takım olamama, maçlarda gerçek performansları sergileyememe ve kenar yönetimin de bariz hataları nedenleriyle; ama bunlardan daha çok biz taraftarların takımı adeta terk edişimiz ve neredeyse ceza almamıza neden olacak derecede boş salonlara mahkûm etmemizden ötürü, dramatik bir son maçla gruptan çıkmayı başaramamıştık.

Yeni sezona ise köklü değişikliklerin yanında önemli kadro sirkülâsyonu ve takviyelerle giriyoruz. Henüz son şeklini almasa da kadromuzun Avrupa için çok dirençli ve iyi denebilecek seviyeye geldiğini söylemek yanlış olmaz. Grup kuralarının sonrasında muhtemel yeni takviyelerle daha iyi duruma geleceğimizi düşünüyorum.

Rakiplerimizi değerlendirmek için de henüz erken. Kadrolarında değişim yaşayan rakiplerimizle ilgili net fikre maçlar başlamadan önceki son hallerini gördüğümüzde varabiliriz. Ancak, her ne değişim içinde olurlarsa olsunlar her biri Avrupa’da söz sahibi ve güçlü ekollerin takımları. Hepsi ayrı bir dev olan rakiplerimizle gerçekten zorlu maçlara çıkacağımızı söyleyebiliriz.

Bu gruptan çıkmak için kendi sahamızda oynayacağımız tüm maçları mutlaka kazanmak ve geçtiğimiz yıl yaptığımız hataları tekrar etmemek zorundayız.

Yeni oluşturulan yapılanmanın pozitif yöndeki katkısı ve güçlendirildiğini düşündüğüm kadromuza taraftarın da gereken desteği vermesi ile gruptan en kötü üçüncü, ama benim başarabileceğimizi umduğum tahminimle ikinci olarak çıkacağımıza inanıyorum.

Hepimize hayırlı olması dileklerimle...


http://twitter.com/hhosca


1 Temmuz 2010 Perşembe


BU BİR RÜYA OLMASIN 

Kulübümüz bünyesinde faaliyet gösterilen tüm branşlarda güzel gelişmeler yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.

Geçtiğimiz sezon bir tek futbolda üzüldüğümüz kulübümüzdeki olumlu ve sevindirici gelişmeler, süreç içerisindeki benimsemediğimiz hatalara rağmen işlerin yoluna girdiği izlenimi uyandırıyor.

Amatör branşlarımızdaki başarılar irili ufaklı sürüyor. Yeni dönem yarışmalarında daha iyi netice almak için var güçleri ile çalıştıklarını gözlemliyor ve onlara güveniyoruz.

Ülkemizde spor dalı olarak önde sayılan dallardan voleybol ve basketbolda kulübümüz bünyesindeki gelişmeler ve ulusal başarının yanında artık uluslararası başarının da hedeflenmesi ile gerçekleştirilen yapılanmalar memnun edici düzeyi çoktan geçti.

En son erkek voleybol takımımızın, yani filenin efendilerinin forma sponsoru desteği ile ( Sn.Abdullah Kiğili'ya teşekkür ederiz) yeni bir dünya yıldızını kadrosuna katması ve önceki transferlerle yeni yapılacak takviyeler sayesinde her sene daha da üzerine koyarak yürüdüğümüzün çarpıcı örneklerinden biri oldu.

Sarı Melekler, basketbolda yaşanan olumlu ve rakiplere korku salan değişim ve yapılanmalar, artık ülke sınırlarını aşan bir meydan okumanın dünya kamuoyu tarafından da fark edilmesi... vs. gelişmeleri yinelemeye gerek dahi duymuyorum. :)

Tüm bunların yanında amiral gemisi kabul ettiğimiz futbol şubemizdeki gelişmeler de bazılarımızı şüpheci yaklaşımla bakmaya yöneltse de sevindirici düzeyde oldu.

Geçtiğimiz sezonun başında Sportif Direktör olarak göreve başlayan Sn.Aykut Kocaman'ın, önündeki üç yıllık süreç sonunda tüm yetkileri eline almış ve futbolun tek yetkilisi olarak kulübümüzdeki bir ilki gerçekleştirmesi bekleniyordu.  Bir sezonluk mesaisi boyunca futbol takımımızda yaşananlar ve gerçek anlamda gelişen süreç içerisinde teknik direktörlük görevi yapan Sn.Daum'la yolların ayrılması ile neticelenince, üç yıl sonunda geleceği mevkiye bir sezon sonra getirilmiş oldu.

Kulübümüzün başkanı Sn.Aziz Yıldırım bildiğimiz, izlediğimiz bu süreç içerisinde 12 yılı aşan tecrübelerine rağmen Sn.Daum'u büyük tavizler vererek, belki de sporun ruhuna aykırı bir garanti başarı elde edileceği güvenine sığınıp üç yıllık anlaşarak ve bu anlaşmayı henüz ilk sene sonunda bozarak hatalı kabul edilse de Sn.Aykut Kocaman'a yeni görevi için attırdığı imza esnasında verdiği mesajlarda yüreklere su serpiyordu.

Futbolun kulübümüz bünyesindeki 12 yıllık Aziz Yıldırım dönemine bakıldığında beyan edilen sözler "acaba?" dedirtse de; futbolculuk dönemi ve sonrasındaki teknik direktörlük hayatı boyunca birkaç hatası dışında kendine has özellikleri ve kişiliği ile başarılı olması halinde hepimizin özlemini çektiği düzeni oturtacak kapasiteye sahip olduğu düşünülen Sn.Aykut Kocaman'a bir şans verilmesi gerektiği açıktır.

Başkanın gerçekten tüm yetkiyi tam olarak Sportif Direktörümüz ve Teknik Sorumlumuz Sn.Aykut Kocaman'a bırakıp bırakmadığını sezon boyunca hep birlikte yaşayarak gözlemleyeceğiz.

Tüm kalbimle ifade ediyorum ki; beklenenden daha kısa sürede yeni yapıyı oturtması ve başarılar elde edecek sistemi takımımıza ve kulübümüze kazandırması en büyük dileğimdir.

Camia olarak aklımızdaki soru işaretlerini saklı tutarak, ama sonuna kadar kendisine sahip çıkıp destek vererek, belki de tarihimiz boyunca yaşanan bir ilki başarabilmenin yolunu açmaya mecburuz.

Yaşadıklarımızın bir rüyadan ibaret olmadığını, ete kemiğe bürünmüş gerçekler olduğunu görebilmek için, Fenerbahçe Taraftarları'na düşen görevin bilincinde olalım.

Fenerbahçe Spor Kulübü bünyesinde yaşanan tüm yeniliklerin kulübümüze, biz taraftarlara ve Türk Sporu'na hayırlı olmasını diliyorum.


http://twitter.com/hhosca