30 Mayıs 2011 Pazartesi

KİRLENDİ DÜNYA...

1899 yılında “Siyah Çoraplılar” adı altında bir araya gelen bir grup Türk genci ve kendileri ile aynı yolda yürümeyi seçen azınlık sınıfından yabancı uyruklu olan gençlerin futbol oynama niyetleri, zamanın baskıcı ve yasakçı düzenine yenik düşmüştü.

Zaman içinde aynı filizlerden doğmak üzere dağılanların ruhu 1907 yılında vücut buldu. Artık geride kalan yasaklardan sıyrılan spor aşığı gençler sayesinde yeniden atılan temellerle Fenerbahçe Spor Kulübü doğdu. Ne olduysa o zaman oldu. Ve kirlendi dünya…

100 yılı aşkın şanlı varlığı tarihlere sığmayan bu kulüp her zaman Türk Sporu için lokomotif olup, ülke gençlerinin spor için yetişmesine tarifi imkânsız hizmetlerde bulundu ve şimdi de açık ara lider olarak bunu sürdürmekte…

Her sezon yarıştığı bünyesindeki 9 dalda ya şampiyonluklar kazanan ya da şampiyonluk mücadelesi veren bir kulüp, akılları renk bulanıklığına bürünmüş kendini bilmezlerce şimdilerde çamura bulanmak isteniyor.

Ülke sporunun ilk sırada gelen dalı olan futbol başta olmak üzere; Fenerbahçe’nin başa güreştiği her alan kirleniyor(!), geride kaldığı her dal tertemiz, pirüpak kabul ediliveriyor.

Özellikle son 10 yılda, altıncı olduğu 2003 ve dördüncü olduğu 2009 yılları hariç ya şampiyon ya da ikinci olan bu takım fazlasıyla rahatsızlık veriyor olmalı ki; ligin sonlarına kadar başta iken olmadık şaibeleri ishal olmuş ağızlarından kusanlar, kaybettiğinde tertemiz liglerini sorgusuz tescil edebiliyorlar.

Fenerbahçe’nin kazanılan 27’nci şampiyonluğu sonrası işi iyice azıtma noktasına taşıyanlar, şimdi de bir futbolcumuz üzerinden maçların manipülasyon/hileli yönlendirme altına alındığını, kanıtlanması halinde ligin tescil edilmemesi gerektiğini savunuyorlar.

Fenerbahçe tarihi onurlu mücadelelerle, tertemiz başarılarla ve bozmaya cüret edenlerin akıllarının dahi almayacağı saflıkta elde edilen zaferlerle doludur. Eğer kanıtlarıyla ortaya konabilecek bir kirlilik varsa, buna en başta savaş açacak olan yegâne kulüptür.

Ellerinde delil olanlar, bunları gerekli mercilerle ve muhataplarıyla en kısa zamanda paylaşmalı, şikâyetlerini yapmalı, hak olanın yerini bulması için samimiyetle mücadelesini vermelidir. Yürekten inanıyorum ki; verilecek bu mücadelede en büyük destekçi Fenerbahçe olacaktır.

Ancak böyle bir ispatta bulunamazlarsa; ipe sapa gelmez, temelsiz, çocuk aklına bile rahmet okutturacak saçmalıklarla, sadece Fenerbahçeli bir sporcuyu, bağlı olarak Fenerbahçe Spor Kulübü’nü ve elbette ki büyük emeklerle, alın teriyle kazanılmış tertemiz bir şampiyonluğu lekelemeyi amaçlayanlar da yaptıkları yanlarına kalarak kurtulmamalıdır.

Yeni bir yasa çıkartarak bu tür çirkinlikleri de önlemeyi düşünenler gereğini yerine getirmekle yükümlüdür. 14 Nisan 2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca, milyonların sevdalısı olduğu bir kulübe aşağılıkça saldırıda bulunarak şiddeti körükleyenler ve bunlara meydan verenler gerekli yaptırımlara uğratılmalıdır.

- Önceki yıllarda ve bu sezon boyunca aleni biçimde, utanmadan sıkılmadan her renge bürünenler…

- “Fenerbahçe şampiyon olmasın da kim olursa olsun” zihniyetinde amaç birliği yapanlar… Ve bu doğrultuda verdiği demeçlerle açıkça suç işleyenler…

- Fenerbahçe’ye rakip olarak mücadele eden takım kimse onun yanında olduklarını, gönülden şampiyon olmalarını dilediklerini ve gerekirse oynayacakları maçlarda direnç göstermeyeceklerini/göstermediklerini gizlemeyenler…

- Yine bu takımların siyaset ayağındaki temsilcileri ile kamuoyuna tehditkâr demeçler vererek, mesajları alması gerekenlere iletenler…

- Bütün bu olup biten çirkinliklere karşı üç maymundan daha maymun davranıp, şimdi tam tersi tavırlarla toplumun ahlak bekçiliğine soyunanlar…

Bütün kartlarınızı açın!.. Elinizde ne varsa ortaya dökün!..
Eğer bu çabanız Türk Sporu için gerçek bir temizlik olacaksa, en büyük destekçiniz biz olacağız. Ve iddialar gerçekse; temizlenmeleri, yok olmaları için ön safta mücadele vereceğiz. Aksi halde bu orta oyununda rol alanlar, oyuna sahne olanlar ve bu sahnenin sahipleri ilelebet kaybolmak üzere çektirip gidecekler!

Kirlenen dünyayı temizlemeye ne dersiniz?..
Biz varız; ya siz?!


http://twitter.com/hhosca

23 Mayıs 2011 Pazartesi

KOCAMAN 27. ŞAMPİYONLUK

Bu sezonun şampiyonluk öyküsü için destanlar yazılır. Bunu anlatmaya, yazıya dökmeye ne kelime haznem ne kültür birikimim ne de yeteneğim yeterli olmaz. Layıkı ile ve doyumsuz biçimde bu destanı kaleme alacak üstadlar, eli kalem tutan Fenerbahçe sevdalıları zaten var. Sabırsızlıkla bunları okumayı bekliyoruz.

***

42 yılı aşmış ömrü hayatımda gönül verdiğim renkler için hiçbir zaman ümitsizliğe düşmedim. Üzüldüğüm zamanlar, hayal kırıklıklarını yaşadığım yıllar, büyüklüğümüze yakışmayacak derecede kötü geçirilen sezonlardaki kızgınlıklar elbette oldu. Ama hiçbir zaman, gerçekçi bakıldığında mümkün olmasa bile taraftarlığımın getirdiği bakış açısı ile; matematiksel olarak şansımızı kaybetmediğimiz müddetçe inancımı yitirmedim.

Bu sezonun ilk yarısı da benim için farklı yaşanmadı. Üstelik; verilen görevin sorumluluğunun çok büyük olduğu bizim gibi bir camianın futbol takımının başındaki insan, en azından sözleşmesinin süresini yapabileceklerini gösterecek fırsatı da bularak tamamlamalıydı.

Türkiye Ligi dışındaki bütün hedeflerinden uzaklaşmış olsa da bu ülkenin sporuna kalitesiyle fazla olan, adam gibi adam ifadesinin tam olarak anlam kazandığı KOCAMAN birine fırsat tanımak ve sonuna kadar destek vermek biz taraftarların göreviydi.

Ne yazık ki futbolcular kadar bunu saglayamadık. Çok şanslıyız. Hakettiği değeri vermesini bilen futbolcularımız ve bu kez aynı hataya düşmeyerek gerçek anlamda arkasında duran başkanımız Aziz Yıldırım sayesinde KOCAMAN adam görevine devam edebildi. Her birine teşekkürü bir borç biliyorum.

KOCAMAN adamı görüp, farkını ve kalitesini bilip, arkasında olduğumuzu haykıran bir kısım taraftarımıza da aynı şekilde teşekkürü bir borç biliyorum.

***

Şampiyonluk görüntülerini izlediğim sabahın 03.30 sularında Can Bartu Tesisleri'ne ancak ulaşan takımımızın tesis içindeki görüntüleri özlemle, hasretle beklediğimiz, hep görmek istediğimiz hali ile gözlerimizin önüne getiriliyordu.

Artık odalarına çekilmek üzere olan futbolcularımız, onlardan önce odasına giden hocalarını "sen bizim KOCAMAN gururumuzsun" nidaları ile geri çağırıyorlardı. Sezon boyunca gülmediği üzerine tefrikalar dizenleri mahçup edecek bir yüz ifadesi ve kendisine tempo tutan futbolcularına oley çektirerek geri dönen KOCAMAN adamın, futbolcuları ile kucaklaştığı, kendisini havaya atıp tutan bu insanların coşkusuna bıraktığı o an; bir şampiyonluk öyküsünün özetinden başka ne olabilirdi?

Tabii gururla ve mutlulukla izleyenlerin gözyaşları eşliğinde...

***

Neticeye ulaşmamış hiçbir yarışma kazanılmış veya keybedilmiş değildir. Yaşamını Fenerbahçe ile bütünleştirmiş biri olarak en küçük yaşımda da bu anlayıştaydım, geride kalan onlarca yıl sonunda da aynı...

Kayserispor'a yenildiğimiz maç sonrası inancını kaybedip, inancının yanında benliğini de yitirenlerin, bugün elde edilen zafer sonrası hatıralarına utançla baktıklarına eminim.

Umarım bu sezon yaşananlar Fenerbahçeli olana da olmayana da bir ders niteliği taşır.

Çünkü; şampiyon olmak mümkün, ama Fenerbahçe olmak imkansızdır!.. Nur içinde yat İslam Baba...

***

104 yıllık tarihimiz boyunca futbol branşında elde ettiğimiz şampiyonluklara eklediğimiz 27.si hepimize kutlu olsun.

Bu sene için henüz tamamlanmamış olan Erkek Basketbol Ligi'nde Potanın Krallarının elde edeceği şampiyonluk ile 5/5 yapmak nasip olsun.


http://twitter.com/hhosca

18 Mayıs 2011 Çarşamba

ÜLKENİN ¾’ÜNE HODRİ MEYDAN

- Şampiyonluk yarışında yalnız kalındıktan sonra her hafta bir yandaş arayışına girenlere…
- Fenerbahçe’nin oynayacağı her rakibe destekte (son şampiyon Busaspor şehrimize hoş geldin) bulunup, kadrolarındaki eskileri (Sultan Fatih Tekke, görelim sizi Gabriç) üzerinden teşvik(!) çabası içinde olanlara…
- Kendi lehine yapılan hatalarla kazandıkları puanları yok sayıp, hata bile olmayan kararlar neticesinde kazandığımız puanları mundar edenlere…
- Açtıkları ve maç boyunca tribünde tuttukları pankartta “GÜNAHLARIN TAKIMI FENERBAHÇE” terbiyesizliği ile asırlık bir camiaya hakaretin en büyüğünü yaptıkları maçta, hem de pankartın asılı olduğu kalenin ceza sahası dışında gerçekleşen, ama içeri taşınarak elde edilen penaltı ve rakibin eksik kalmasını masum görerek bir ironiyi tüm ülkeye canlı izletenlere…
- Dilediği özürler bini aşan ama hala akılsız değerlendirmeleri ile çelişkilerine devam eden başkanlarınca “penaltıyı çıkartın maç 2-0” diyerek yüzsüzlüklerini resmileştirenlere…
- Fenerbahçe ile oynadıkları maçlarda kendi şehrini ve takımını yok sayıp “Şampiyon Trabzon” ve “Lay Lay Fenerbahçe olamazsın şampiyon” diyerek renkten renge girenlere…
- Oynayacakları maç öncesi ve maç sonrası “Trabzonspor için oynayacağız/oynadık…” diyerek meslek ahlaklarını beyan edenlere…
- Trabzonluluğunu verdiği demeçlerle ve içinde olduğu tavırlarla açıkça sergileyen, maç öncesi takım arkadaşlarını Fenerbahçe aleyhine kışkırtmaya çalışan, başaramadıklarını itham eden, maç içinde hakemin dosdoğru kararına rağmen beklediği karar olmadığı için yardımcı hakem istikametine ayakkabısını fırlatacak kadar gözü kararmış olanlara…
- Bütün bu olup bitenleri suç unsuru kabul etmemekte ısrar edip, yeni yasa uyarınca haklarında işlem başlatmayarak yasanın sadece belli bir kitle üzerinde uygulanmasının amaçlandığını ispat edenlere…
- Zamanında akıl tutulmasına yakalanmış, spor ahlakından yoksun ve renktaş demeye dilimin varmadığı kişilerce tribünde açılan aşağılık bir pankartı (bu pankart açılır açılmaz sağduyulu Fenerbahçeliler kaldırılması için tepkisini koymuş ve beraberimdeki arkadaşlarımla açanlarla neredeyse birbirimize girmiştik) gündeme getirenlere…
- Son hafta oynanacak maçta Sivasspor’un teknik direktörü olan Rıza Çalımbay’ı Fenerbahçe’ye karşı kışkırtmak, fazlasıyla motive etmek ve sahada oynayacak futbolcularını da bu işin içine katmak üzere bel altı vurmaktan medet umanlara…
- Bir spor kulübü olmanın tüm gereklerini layığı ile yerine getiren ve bünyesinde yer verdiği her dalda ya şampiyon olan ya da şampiyonluk mücadelesinde olan Fenerbahçe Spor Kulübü’nün hak ettiği övgüyü görmesini istemeyerek, ekranlarına ve gazetelerine taşımamakta ısrar edenlere…

***

- Bu hafta sonu dananın kuyruğu kopacak Sivas’ta, stat tribünlerinin büyük bir kısmını Fenerbahçe taraftarına ayırdığı için Sivasspor’u Federasyona şikâyet edip, buna engel olmalarını; adil bir uygulama istediklerini dile getirenler…
- Lig boyunca bazı deplasman maçlarında neredeyse tribünlerin tamamını doldurduklarını unutanlar…
- Şimdi sona yaklaştıkça umutsuzluklarını yansıtırcasına iç saha maçlarında bile tribünleri dolduramayan ve bunu gizlemek için eşit şart kisvesi altına sığınanlar…
- Karabükspor’un Fenerbahçe maçında kontenjan dışında yer ayırmadığını, bilet fiyatlarını da 200TL ve 250TL olarak belirlediğini unutmuş gibi yapanlar…
- Bu hafta aynı takımla oynayacakları maçın biletlerinin 75TL ve 100TL olarak belirlenmesinin adaletini sorgulamayanlar…
- Son maçlarında her iki takım için de eşit şartların oluşturulmasını isteyip, Karabük ve Sivas statlarının kapasitelerini hesap edemeyecek kadar mantıktan yoksun kalanlar…
- Fenerbahçe ile oynarken tribünleri “şampiyon Trabzon” diye inleyen Karabükspor ile oynama avantajını örtme çabaları aklı başında herkesçe bilinen çaresizler…

Hepinize HODRİ MEYDAN!

***

Sezonun ilk yarısında, gerek formsuzluk gerekse teknik ekibin yönetimsel eksiklikleri ve futbolcuların işin ciddiyetinde olmamaları neticesinde 9 puan geride kalmalarına rağmen…

İkinci yarıyla birlikte her türlü olumsuzluğu tersine çevirip gerçek bir takım olan, üstün mücadele performansı ortaya koyarak averajla da olsa liderliğe yükselen ve dünya çapındaki liglerde bile zor görülen bir seriyle yenilgisiz son haftaya gelen Fenerbahçe futbol takımı, bizim nazarımızda şampiyon olmuştur.

Daha önce son hafta kaybedilmiş olan şampiyonlukların karamsarlığından medet umanlar, bu kez umdukları ile kalacaklar!

Gerçeği yansıtmadığı halde insanların bilinçaltlarına yerleştirilmeye çalışıldığı gibi ülkenin ¾’ü, her hafta renkten renge giren zümresi, sarı-lacivert şenliği izlemekten kurtulamayacak!

Alayınıza HODRİ MEYDAN!!!

http://twitter.com/hhosca

12 Mayıs 2011 Perşembe

YAZIK ETTİN TAURASI...

Yaşanan doping skandalı sonrası takımdan ayrılan Taurasi için Fenerbahçe taraftarı büyük bir uğraş verdi. Bir yandan yapılan haksızlığın ve skandalın boyutunun dünya çapında ses bulması için çabalarken, öte yandan Diana Taurasi'nin geri dönmesi için özel site ( www.comebackdiana.com ) açtı.

Ben de bir Fenerbahçe taraftarı ve yapılan haksızlığa isyan eden bir insan olarak 24 Şubat 2011 tarihinde aşağıdaki mesajı sevgili kardeşim Fatih Kutluol'a tercüme ettirip bu sitede mesajla yayınlayarak destekte bulundum.

"Sevgili Dee,
Dear Dee,
Ülkemizde haksızlıklarla mücadelenin simgesidir Fenerbahçe...
Fenerbahçe is the symbol for the fight against injustice.

104 yıllık tarihinde her zaman onurlu ve isyankar tutum sergileyerek şer odaklarının karşısında dımdık durmayı başarmıştır.
This club has always behaved proudly and rebellious in his 104 years history and managed to stood still against evil and injustice.
  
Sana karşı yapılan daha fazla bize yapılmış bir haksızlıktır.
Injustice against you is actually against all of us.

Buna karşı durmak, mücadele edip sonunda galip gelmek mümkün.
We can stand still against this and fight together and win in the end.

Bu mücadelede bizimle birlikte olmanı istiyor ve diliyoruz.
We want you to be with us in this fight.

Sarı-lacivert çubukluya geri dön Dee...
Come back to yellow-dark blue striped, Dee..."

Başına gelen haksızlık esnasında verilen destek, duygusal yanımızın bizde oluşturduğu "mazlumun yanında olmak" dürtüsüdür. Aksi yöndeki düşünce ve tavırlar, şimdiki süreçte büyük travmalar yaşamamıza neden olur.

Son yaşanan gelişmelerin bize gösterdiği gerçek şudur ki; hiçbir sporcu çubuklu formadan büyük değildir.

Bir bedel karşılığında katıldığı kadroya hizmet ettiği müddetçe her sporcu aynı değeri ve desteği görmeli, asla belli bir çizginin üzerine çıkarılmamalıdır. Bugün hizmet ettiği formayı, yarın daha fazla ücret teklif eden bir başka formaya değişebilir. Bu normaldir de... Normal olmayan; sporcuları bir taraftarmış gibi görüp, başka takıma gittiklerinde yıkılmak, onları kötülemek ve yakışıksız etiketler yapıştırmaktır. Esas olan Fenerbahçe formasıdır.

Bizler taraftarız. Duygularımızla hareket edebiliriz. Oyuncularımızı da bizimle aynı hissiyatta görmek isteyebiliriz. Fakat profesyonellik(!) anlayışı ile ekmek parasına bakanların böyle düşünmediğini bilmek zorundayız.

Taurasi olayı da bunu tüm çıplaklığı ile gösteren çarpıcı bir örnek olmuştur.

Taurasi, kulübümüzün yaptığı açıklamadan da (http://www.fenerbahce.org/fb2008/detay.asp?ContentID=24465) anlaşılacağı gibi tam bir profesyonel(!) olarak hareket etmiş ve şartlarını sağlayacak olduğu düşünülen ezeli rakibimize gitmiştir.

Spor hayatını derinden yaralayan bir skandalda kendisine başka hiçbir kitlenin yapmayacağı şekilde destek veren Fenerbahçe taraftarını hiçe sayarak; aksine, hakkında çirkin yakıştırmalar ve ahlaksız ithamlarda bulunan bir güruhun çatısı altına girmeyi yeğlemiştir.

Önümüzdeki sezon neler yaşanacağını nasip olursa hep birlikte göreceğiz. Daha önce de kerameti kendinde görenlerin terk edip gittiği; ancak neticelerin değişmeyerek, olayın çubuklu formada bittiğini gösteren Kraliçelerimiz, yeni sezonda da gereğini layığı ile yerine getirecekler ve bizleri gururlandırmaya devam edeceklerdir.

Ben gönülden inanıyorum ki; Taurasi bize değil, ama kendine yazık etmiştir!

http://twitter.com/hhosca

2 Mayıs 2011 Pazartesi

AH BE AYKUT HOCA..!

Ne güzeldi hayat!..
Her şey yolundaydı!..
Bütün kurgu makine gibi işliyordu.

Kendi derdine düşmüş büyükler bu düzeni bozacak niyette ve takatte değildi.
Sezonun ilk yarısı sonunda elde ettikleri başarısızlıklar nedeniyle iç dünyalarında savaş verirken nasıl olup da sahnelenen oyuna müdahil olsunlardı ki!?

Üstelik, karşılarına helva gibi çıkan takımları birer birer alaşağı eden, ligin en iyi(!) futbol oynayan takımının aleyhinde kim ne diyebilirdi?

Ah be Aykut Hoca!..
Sen kendi takımının düştüğü hallere bakacağına; önce kadrona güvenini beyan edip, ardından düşmekte olanları birer birer ayağa kaldırırken, ne zorun vardı da işleyen çarka çomak soktun!

Direnç göstermeyi akıllarına bile getirmeyen takımların dışında, işi daha da sağlama almak üzere hakemlerin verdiği gizli(!) desteği açık etmenin ne alemi vardı Aykut Hoca?!

Beğendin mi yaptığını?..
Ülkemizin medarı iftiharı, Anadolu'nun göz bebeği(!) Trabzonspor ve camiasının şirazesini kaydırdın.
Öyle bir kaydırdın ki; kurguları açığa çıktığı ve bu nedenle bazı uyuyanlar uyandığı için suçlu psikolojisi ile her ekrana, her mikrofona, her gazeteye ve yetmeyip her sanal platforma konuşuyorlar da konuşuyorlar.

Bir deli saçması ortaya atıyorlar; cevap gelmeyince daha da delirip bin beterini peşine ekliyorlar.

Belki de hakemlerden, rakiplerden, yazılı ve görsel medyadan en çok muzdarip olan Fenerbahçe hakkında sürekli asılsız ve çirkin iddialarda bulunarak günahın en büyüğünü işliyorlar.

Bir önceki hafta şampiyonluktaki rakibinin zorlandığı maçta, kollarını harmandalı oynadığını zannederek açanların sebep olduğu haklı penaltıya laf olsun diye isyan edip, kamuoyunun belleğine haksızlık yapıldığını işlemeye çalışanlar...

Kendi maçlarında, rakip defans oyuncusunun üzerine yüklenerek attıkları gol iptal edildi diye ortalığı sanki haklılarmış gibi ayağa kaldırarak günahsız insanları günah keçisi ilan edenler...

Bu hafta kendi maçlarında tribünlerine astıkları, yeni yasa uyarınca suç teşkil eden, ama bir türlü indirilmesi sağlanamayan(!) aşağılık pankartlarının hemen önünde, ahlaksızlığın en çarpıcı örneğini sergileyen bir futbolcusu sayesinde rakibini katlederken; yüzsüzlüğün destanını yazıyorlar.

Sorsan "bu pankartla kastettiğiniz günahlar nelerdir?" diye, eminim ki; "Emrah Öner `Şerefsiz Şampiyonluklar´ yazısında yazmış ya!" cevabını verirler. Çünkü bu denli akıl tutulması içinde, benliklerini ve insanlıklarını kaybetmiş durumdalar.

Camialarının her bireyi takılmış plak gibi; bozulan çarklarına halel getirenleri manüplasyon yapmakla suçlayıp duruyorlar!

Ah be Aykut Hoca!..
29 yıldır kazanamadıkları şampiyonluğu sonunda elde etmeye bu kadar yaklaşmışken... Üstelik bunu garantiye almak için her türlü şart olgunlaşmışken... Sırası mıydı, yürüyen tekerleğe çomak sokmanın?

İşte böyle günahkar da olursun, günahların takımı da..!

http://twitter.com/hhosca