HUKUK MU GUGUK MU?
Hukuk devleti olduğu öne sürülen ülkemizin aslında guguk devleti olduğunun göstergesi çeşitli örnekleri yaşayarak görüyoruz. Yıllar öncesinden büyük emekler, planlar ve ısrarlı çabalarla elde edilenlerin ödülünü almak üzere son rötuşları da yapıyorlar.
Halkın güvenliği(!) için, ülkenin bütünlüğü(!) için, ileri demokrasi(!) için bütün devlet imkânlarını seferber eden bir iktidarımız var! Dünyanın hızla gelişen(!) ülkeleri sıralamasında üst raddelerde yerini almış, ekonomik gücü(!) tarihinde olmadığı kadar büyümüş bir ülkeyiz artık.
Aslında; gelir dağılımı açısından uçurumların büyüdüğü, orta gelirli denen kesimin ya çok zengin ya da çok fakir mertebesine eriştiği gerçeğinin ustalıkla gizlendiği, halüsinasyonlar ülkesi olduğumuz aşikârken…
Terazisi sapıtmış ülkenin adaletinin düzgün ve sağlıklı olması nafile bir beklentinin ötesi değildir. Adaleti sağlaması beklenenlerin mayasının bozukluğu tüm ümitlerin solmasına neden olmakta…
Bölücülük yapanlar tüm yasal haklarıyla yargılanırken, sadece iktidarla aynı düşüncede olmadığı için parmaklıklar ardında çürüyenler…
Bir yanda iktidarla bağlantıları aşikâr bir kovuşturmada gizlilik titizlikle uygulanıp, tutuksuzluk kararı kolaylıkla çıkartılan ve kamuoyuna unutturulan denizdeki fenerler… Öte yanda hiçbir kesinliği olmadığı halde sportif suçlamalar nedeniyle ne gizlilik ihlali ile insani hakları tanınan, ne itibarları bırakılan, ne de hiçbir aksi belirtisi olmadığı halde ısrarla tutuklulukları sonlandırılmayan bahçedeki fenerler…
Nice kahramanlıkları anlatmakla bitmeyecek ordumuzun şükranlıkla anılası komutanlarının örgüt başı suçlamaları ile içeri alınmaları…
Kesinlikle örgütlü yapıldığı, planlandığı, azmettirildiği açık olan bir davada neredeyse öldürülen Ermeni vatandaşımızın suçlu çıkartılacağı bir adalet komedyası…
Bunlara eklenecek ve saymakla bitmeyecek onlarca adaletsizlik, hukuksuzluk, vicdansızlık!..
Ekonomisinde, siyasetinde, sporunda, medyasında olmayan adaletin, yargısında tecelli edeceğini zannedenler yanılgıda olduklarını bir bir öğreniyorlar.
Bir vatandaş olarak bütün bunlara göz yumulması kahrediyor. Bireysel tepkinin bir sonuç vermesi mümkün mü? Toplum bilincinin ortak refleksinin oluşması beklenti… Başına gelen sayısız olumsuzlukla yine de yönetenlerini bu kadar(!) seçebilenler için ümitvar olunamıyor.
***
Adaletin topuzu kaçmış kantarında dönüp bir de sporumuza bakalım mı?..
Mesela; 3 Temmuz’da ülke futboluna (aslında tüm spor dallarına) başlatılan taarruzun salt Fenerbahçe odaklı gelişmesi gerçek anlamda adalet isteği ile açıklanabilir mi? Güç dengelerince ilmek ilmek işlenen kuşatmanın en zorlu direnişçisi Fenerbahçe’yi ele geçirme, olmuyorsa zayıflatıp tehditkâr pozisyondan çıkartma çalışmaları devam ediyor.
İnsanların yaşanan süreçte adaletin sağlanacağı beklentisi var. Özellikle Fenerbahçe sevdalılarının suçsuzluğuna inandığı isimleri adil yargılama ile özgür kılacakları beklentisi… Unutulmaması, yaşanan çeşitli gelişmelerden pay biçerek farkına varılması gereken gerçekler ortada.
Ceza hukukuna göre tutuklu/tutuksuz bulunan şüpheliler yargılama sonunda gereken neyse bulacaklar. Bunun hakkaniyetle yerine getirilip getirilmeyeceği ihlal edilen onlarca hak ve yasaya rağmen az çok tahmin edilebilir. Spor hukuku yanına bakıldığında ise bambaşka bir garabet söz konusu… Kendi federasyonuna bağlı bir kulüple davalık olan TFF ve kurulları, yine kendi içinde oluşturulmuş yapısıyla Fenerbahçe (artık diğerleri figüran olduğu için anılmıyor) hakkında karar verecek.
UEFA denen Avrupa Futbol mafyasının resmi organının tehditlerine, aba altından sopa göstererek men edilme şantajlarına dik duramayanlar, haksız duruma düşmemek için zora girecek bir kararı PFDK-Tahkim Kurulu ve TFF Yönetim Kurulu seviyesinde nasıl alabilirler?
Şampiyonlar Ligi’ne gönderilmeyerek suçlu kabul edilen ama ulusal ligden düşürülmeye cesaret edilemeyen Fenerbahçe için, adil(!) bir kovuşturma sonucunda nasıl “suçsuz” sonucuna varılacak? Mahkemelerde yargılama süreci başlamadan talimatnameleri uyarlayarak ipi çekilmek istenen Fenerbahçe, diğerlerinin temize çıkartılarak aklanmasına kurban edilmek istenmeyecek mi?
Tribünlerinde insan yaralama olayına, uyuşturucu madde tespitine, ahlaksızlığın envai çeşidine zabıt tutulanların sadece 60,000TL ceza alması uygun bulup; öte yandan Fenerbahçe için en küçük gerginlikte kısa süreli öfke söylemlerine 125,000TL cezaları acımadan kesenler mi hakkında hüküm verecekler?
Talimatnamelerinde yeri olduğu halde yazılı izin olmadan bir kulübün futbolcusu ile gizlice transfer görüşmesi yaptığı tespit edilen bir kulüp için ceza hükmüne varmaya gerek görmeyenler mi..?
Şampiyonlar Ligi’nden “iddianamede yer alıyor, yöneticileri tutuklu bulunuyor, kanaatimiz suçludur” diyerek Fenerbahçe’yi men ederken; tutuklu veya tutuksuz yargılanan diğer takımları UEFA yarışmalarına göndermekten çekinmeyenler mi hüküm verecekler?
Temiz spor için şikeyle mücadele ettiklerini savunanlar kendilerini kurtarmak pahasına adalete şike bulaştırarak mı hükme varacaklar?
***
Bu sürecin başından beri beklentim savunma haklarının kullanılması aşamasıdır. Benim için bir yargıya varmak ancak o zaman mümkün olacaktır. İlk günden beri direnen, ithamlara rağmen her bireyine sahip çıkan Fenerbahçeliler de aynı düşüncede ve beklentideler.
Artık adaletin doğru tecelli etmeyeceği kanısına varan bizler sadece savunma haklarının kullanılmasını bekliyoruz. Kişiler hakkındaki görüşlerimiz bunun sonunda kesinleşecek ve gereğini hep birlikte yapacağız.
Fenerbahçe kimsenin affına tamah etmez. Kendilerini kurtarmak için TFF Disiplin Talimatnamesi 58. maddeyi elden geçirmek isteyenler Fenerbahçe’yi çalmak istedikleri minarenin kılıfı olarak kullanamazlar. Mevcut hali ile yargılama bitecek. Haklarında şüphe bulunanlar aynı çerçevede ve aynı hükümlerle yargılanacak.
Netice belli oluncaya kadar suçlamaları da yargısız infazları da kabul etmedik, asla etmeyeceğiz. Terazisi kaçmış, şaftı kaymış, çamurun dibine batmış düzende gerçek adaleti ancak vicdanlarımızda bulacağız.
Adaleti yerine getirmesi gereken hukuk sistemi bu ülkede guguk sistemi mi daha net anlayacağız!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder