31 Aralık 2011 Cumartesi
BİTMEDEN ASLA..!
Hiçbir şey yolunda değildi aslında...
Maç günü yaklaştıkça sahadaki mücadelenin ne getireceğini kestiremeyip kendilerine güvenmeyenler, alttan alttan genetiklerinde yazılı olan lobi(!) çalışmalarına başlamışlardı.
Literatüre "şike soruşturması" olarak geçen komiknamenin içinde yer alan kurgulanmış tapelerden nem kapanlar, maçın hakemi üzerine oynama fırsatını sektirmediler.
Hiçbir suç unsuru bulunmayan, herhangi bir manipulasyona da meydan vermeyen görüşmeleri koz olarak kullanıp akılları bulandırmak isteyenler aslında amaçlarına ulaştılar. Maç boyunca bunu çok defalar ve acı tecrübelerle gözlemledik.
Potanın Kralları; uzun zaman sonra Mirsad'ın dönüş maçı olması, Ömer'in iyileşerek kadroda yer alacak olması neticesinde belki de (cezalı Emir dışında) en tamam kadrosu ile maça hazırlanırken, bu kez Ukic'in bazilarina fazla rahatsizlik veren orta parmağının kırılması ile sarsıldı.
Yaşadığı uzun süreli sakatlığın ardından yeni yeni kendini bulmaya başlayan Ukic'in; en çok ihtiyaç duyulacak bir döneme girilirken, üstelik bir Galatasaray maçı öncesi başına gelen bu talihsizlik moralleri bozdu.
Fenerbahçe erkek basketbol takımının kendi salonuna geçmeden önce son defa çıkacağı Sinan Erdem sahnesine bu gelişmelerle gelindi.
Taraftarın kapalı gişe yaptığı maç; hem kadrodaki sıkıntıların hem de üzerlerine oynanan oyun sonuç vermiş gözüken hakem karabasanının gölgesinde başladı.
Başından sonuna kadar Galatasaray üstünlüğü ile geçen, takımın iyi performans gösterememesinin yanında hakemlerin tribünleri çıldırtan yanlı kararları ile çığırından çıkan, 11 sayı geriye düşüldüğü anda maçın geri dönüşünün zorlaştığı bir maç izliyorduk.
Marko'nun kullandığı üçlük çemberden sekip panyaya çarptığı anda sayının kaçmasına hayıflanırken, panyadan tekrar çemberin kenarına düşen ve orada zıplayıp göbeğe isabet eden basket enteresan duygular doğuruyordu.
Basketi kazandığımızda aklıma gelen ilk düşünce; maçın döneceği sinyalinin bu sayı olacağıydı. Nitekim bir sonraki hücumda yine Marko ile bir üçlük daha çemberin göbeğini bulunca son iki dakikaya beraberlikle giriyorduk.
Engin Atsür'ün öne geçiren cesaret dolu basketi ve kaptığımız topa hızlı hücumla potaya yalnız yükselen Jerrells'ın müthiş smacı bizim adımıza noktayı koyuyordu.
Lakovic'in üçlüğü farkı bir sayıya indirirken, maçın sonlarında galibiyeti kovalayan girişimleri olsa da son düdük 2011 yılının son derbisinin Fenerbahçe zaferi ile bittiğini onaylıyordu.
En son 9 sayı farktan (64-73) geri dönüş yaparak 16-6'lık bir seri ile maçı kazanmayı başaran basketbolcularımızı ve kenar yönetimi kutluyorum. Neven hocamızın da ifade ettiği gibi; hiç iyi oynamadığımız, ama bana göre çok iyi mücadele ettiğimiz bu maçı tüm olumsuzluklara rağmen kazanmak mutluluğun ötesinde anlamlar kattı. Sağ olsunlar, var olsunlar....
Taraftarın, her türlü kışkırtmaya ve hakemlerin sabırları zorlamasına rağmen sahaya müdahalesi bize hiçbir zaman yakışmayacak bir tavır oldu. Bu tutumu kabul edecek, makul ve haklı gösterecek değilim.
Ancak, kendi kusmuklarını bal gösterenlerin ülke sporu için endişe duymalarının samimiyetsizliğini de vicdanlara not etmeyi görev addediyorum.
Hoş; kendi açıklarını yamamakta usta olanların, kamera arkalarındaki tahrikleri ile ortaya çıkan başkalarının falsolarını gözlere sokmaktaki hünerlerini de bilmeyenimiz yok!
Dopinginden çakma formalı sahte sporcusuna, teşvikinden ülkeyi satma pahası hainliklerine, şikesinden futbolcuları ayartarak çıkar elde edilmesine kadar her düzenbazlığın kitabını yazanlar, ülke sporunun selameti için endişe duyacak son kitle bile olmasınlar lütfen!
Ender zamanlarda da olsa galip geldiklerinde Fenerbahçe'yi yenip, kaybettiklerinde Ülker'e yenilenlere selam olsun! Eziklik duygusuna mahkum olmuş bilinçaltınız ne algılarsa algılasın, değişmeyen bir sonun yeniden tezahürü yaşandı tadından yenilmez armada için!
Maç öncesi orta parmağı kırılan Ukic için göbek atıp, maç esnasında neredeyse kazandık havasına bürünenler rakiplerinin Fenerbahçe olduğunu hatırladılar.
Bir daha sakın!.. Maç bitmeden asla..!
http://twitter.com/hhosca
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder