16 Temmuz 2011 Cumartesi

NE ZANNETTİNİZ?

Ülke olarak siyasi buhranın kapılar ardına taşınmaya çalışıldığı bir dönemde birçok hainlik ve olumsuzlukla cebelleşirken, askerimiz terörün pençesine düşüp katledilirken, vatanımıza kastedildiği yetmiyormuş gibi yavru vatanımız da satışa getirilmek üzereyken, sporumuz öznesinde 14 gündür yaşananlar hepsini geri plana itivermişti.

Şehitlerimizin ailelerinin ve acıyı paylaşma vicdanına sahip vatandaşlarımızın yüreklerine düşen ateş hiçbir teselliyle dindirilecek gibi değil.

Hayatının önemli bir bölümünü taraf olma dürtüsü ile kendisini ait hissettiği kulübünün sevdasına ayıran insanları sanki bu gerçeklerden bihaber, dünyada değil de uzayda yaşıyormuş gibi algılayanlar; toplumumuzun gerçeklerinden uzak mı zannediyorlar?

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak toplumsal tüm hassasiyetleri barındıran ve tüm gelişmeleri en ince detayına kadar değerlendirme yeterliliğine sahip insanların, kutsalı saydıklarına kalkışılan kuşatmayı öncelikli mesele kabul etmeleri de bu hassasiyetlerden değil midir?

Cumhuriyetimize sahip çıkmanın derdindeki insanların, barındırdıkları farklılıklara rağmen bir araya gelmiş/buluşmuş halinin çatısıdır Fenerbahçe. Türkiye Fenerbahçe, Fenerbahçe Türkiye’dir sözü boşa söylenmiş lakırdı sanılmasın. Bu sözün taşıdığı olumlu veya olumsuz her benzerlik görebilenlerce saptanacak gerçeklerdir.

Her kulübün, bir tarafından içinde yer aldığı öne sürülen, bu nedenle bir üstünlük hikâyesi sayılmaması salık verilen Kurtuluş Mücadelesinde, o yıllardaki rolünün Fenerbahçe penceresinden hepsinden farklı ve önemli olduğunu Fenerbahçeli olmayanlar da bilirler.

Bu ruhu günümüze kadar taşımayı başarmış, dincisi dinsizi, solcusu sağcısı, Türkü Kürdü, esmeri beyazı, yaşlısı genci her Fenerbahçe taraftarı, ortak değerlerde buluşma kudretine erişebilmişlerdir.

Yüzyılı aşkın zamandır spor alanlarındaki haksızlıklara ve adaletsizliklere baş kaldırarak ve yılmadan mücadele ederek varlığını ortaya koymuş bir kulübe gönül verenlerin, toplumun gerçeklerine vakıf olmadığı ve fanatiklik körlüğü ile hayal dünyasında yaşadığı nasıl düşünülebilir?

3 Temmuz 2011 tarihinde patlak veren operasyona ve yansıtılış biçimine karşı duruş da benimsediği varlık nedenlerinin belirtisidir, getirisidir.

Ülkenin içine düştüğü siyasal garabeti geçtik… Çünkü oradaki mücadelenin demokratik yolunda seçmenimizin yarısı tercihini belirtmiştir. Buna saygı duyup kazanılan süreyi nasıl yaşayacağımız ve yaşatılacağımız üzerine beklemekten başka şansımız var mı? Olmayan muhalefetin, hatta bunun ne anlama geldiğini bilmedikleri görüntüsü veren muhalefetin ümitsizliğidir bu kanıyı doğuran.

***

Lakin ülke sporunun başına gelenler ve getirilmek istenenlerle ilgili hepimizin söyleyeceği sözler, yapacağı katkılar olacaktır.

İşte bu aşamada yılların mücadelesi ile elde edilmeye çalışılan değerlerin herkes için eşit oranda kabul edilmesi ve ortak bilince ulaşılması gerekmektedir. Bu uğurda bir temizlikten bahsedilecekse, yeni yasanın arkasına sığınarak torbadan ilk ele gelenin idam sehpasına çıkarılması ile hiçbir sonuca varılamayacağı bilinmelidir. Sonraki göstermelik gözaltı ve tutuklamalar hepsinin eş zamanlı başlatılmaması nedeniyle kabul görür nitelik taşımaz.

Yasa çıkmadan önce de dünyanın her yerinde olduğu gibi şike bu ülkede suçtu. Yasalarımızda bir karşılığı, hükmü olmadığı halde özerk bir yapısı ve kendi özel yasası bulunan Türkiye Futbol Federasyonu, disiplin talimatlarına uygun olarak soruşturma açma ve elde edilecek delillere göre disiplin cezaları verme hakkına sahipti.

Şimdiki furyada da yasanın getirdiği hapis cezası dışında TFF, aynı disiplin talimatları ile bir değerlendirme yapacak ve kesin hükme varacak değil mi zaten?

Aslında yeni yasa sonrası TFF disiplin yönergelerinin yeniden düzenlenmesi ve mevcut ceza yasasına uygun/paralel nitelik kazandırılması gerektiğini de mevcut garabeti yaşayarak öğreniyoruz. Savcının iddianameyi mahkemeye sunması sonrası elde edilebilecek delillere bakarak kendi iç bünyesinde soruşturma başlatacak ve süreci hızlandıracak olan federasyonumuz, ceza yasası kapsamında yürütülen bir hukuk sürecine etki etmeyecek bir neticeye nasıl varacak merak ediyorum?

***

Yapılan ilk toplantıları sonrasında, futbolumuzun kaosa sürüklenmesine ve TFF ile kulüplerin altından kalkılamayacak sonuçlarla yüzleşmesine meydan vermemek için, tüm kulüplerin ortak görüş birliği içinde desteğini de alarak, lig maçlarının normal seyrinde devam edeceği; kazanılmış hakların engellenmeyerek Avrupa maçlarının da aynı takımlarca oynanacağı açıklanmıştı.

Bu karara koşulsuz destek verdiğini beyan edenlerin ertesi günü çark etmeleri ve bu güvenilmez tutumlarını fırsatçı bir ısrara dönüştürmeleri tarif edilecek gibi değil!

Yaptıkları açıklamalarla ülkenin tek temiz camiası izlenimi yaratmaya çalışanların saçma gürültü kirliliklerine son vermenin de bir çaresi var elbette. Disiplin talimatları gereği, 20 yıllık zaman aşımına uygun olarak, geriye dönük tüm sezonlar için soruşturma başlatıldığında hem böylesine sahte şövalyeliklerle karşılaşılmayacak hem de kamu vicdanı gerçek anlamda rahatlatılmış olacaktır.

“Eskide kalmış sezonların delilleri yoktur” diye düşünenler yanılırlar. Özellikle temizlik timsali olarak boy gösteren ve büyük laflar edenlerin takibe takılmış, kanıtlı dosyalarının ilgili makamlardan alınarak soruşturma açılması pek mümkün. Yeter ki, gerçek niyet temizlik olsun.

Ama kimse bu yönde bir çabaya girilmeyeceğini biliyor. Yapanın yaptığıyla kaldığı bir ülkede suçunu gizlemeyi başaranlar bugün erdem sahibi olmakla övünüyorlar. Fakat balık hafızasına sahip olmayan, hiçbir haksızlığı unutmayan ve ortak bilince sahip bir topluluk artık hiçbir suçun unutulup gitmesine müsaade etmeyecek!

Siz ne zannetmiştiniz?!..

http://twitter.com/hhosca

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder