13 Temmuz 2011 Çarşamba

AKSİ DÜŞÜNÜLEMEZDİ

Kurtuluş mücadelesine verdiği katkılar bahane edilip, işgalci kuvvetlerin komutanı General Harrington tarafından faaliyetleri durdurularak kuşatma altına alındığından beri en büyük saldırıya maruz kaldığımız günleri yaşıyoruz.

3 Temmuz 2011 tarihinden bu yana gelişen ahlaksız bir kurgunun pençesinde onur mücadelesi veriyoruz.

Şüphe duyulan sportif vakalar hakkında soruşturmaya alınanların ve temsil ettikleri kurumların muhatap kılındıkları muamele, bütün detayları sağlıklı biçimde yorumlayabilen herkes tarafından farklı ama haklı bir algıyla izleniyor.

Can Dündar'ın yaşanan süreç ve konunun tarihi benzerlikleri hakkında (Fenerbahçe Cumhuriyeti'ne Darbe) yazdıkları, insanlarda oluşan algının haklılığını adeta kanıtlıyor.

Türk Futbolu'nda temizlik kisvesi altında yaşananları, belirsiz(!) mihrakların, sporumuzun en güçlü çınarını ele geçirme harekâtı olarak düşünmek ayıp olmasa gerek. Bu düşünceye kapılanları ayıplamak, doğrusu daha büyük bir ayıp olur.

Eğer bir temizlikten söz etmek gerekiyorsa; bunun, kimlerin kuklası haline geldiği bilinmeyen(!) kolluk kuvvetleri ile yargıyı yanıltarak kurgularını hayata geçiren savcılar nezdinde ve bunların maşaları olmuş özgür(!) basın içinde yürütülmesi gerektiği açıktır.

İnsan haklarını hiçe sayan ve göz göre göre bu ihlalleri durdurmayanların elbet hesap verecekleri günler de gelecektir.

***

Şahsen yakın çevreme de defalarca belirttiğim beklentim; yaşanan bu hukuksuzluk ortamında en çok TFF'nin alacağı tavır ve izleyeceği yoldu.

Henüz yürüyüş yaptığımız ve demokratik hakkını kullanan çoluklu çocuklu, genç-yaşlı, farklı görüşe sahip her kesimden çok kaliteli bir topluluğun birlikteliğinde biber gazı ile ödüllendirildiğimiz gün; "bilinçli ve sorumluluk sahibi her taraftarın asıl tavrını belirleyecek olanın TFF kararı olduğunu" dile getirmiştim.

Hakkaniyet sahibi ve hukukun üstünlüğüne inanan, adalet duygusu gelişmiş bir kurumun kararını; yargının varacağı netice belli oluncaya ve/veya soruşturma için gerekli olan iddianame sunuluncaya kadar statünün normal düzeninde işlemesi yönünde alması doğru olandı.

Henüz göreve gelir gelmez böylesine önemli ve zor bir durumla karşı karşıya kalan TFF'nin şimdilik gösterdiği ilk reaksiyon benim nazarımda olumlu not almıştır. Devamında yaşanan gelişmeler ışığında gösterdikleri refleks ve tepkili açıklama da notu yükseltmiştir.

UEFA'nın da alınan kararı destekleyen açıklamaları ve tescil edilen ligi onaylaması adaletli olandır.

Aksi düşünülemeyecek doğrular, her mantık sahibinin kabul edeceği gerçeklerdir.

***

Aksi düşünelemeyenlerin yanında aksi beklenmeyecekler de karşımıza çıkıyor.

Federasyon'un bütün kulüplere danışmak suretiyle almayı tercih ettiği karar doğrultusunda bir araya gelen Kulüpler Birliği'nin, toplantı sonunda eksiksiz her kulübün onay verdiği birlik beraberlik görüntüsü ve haksız suçlamaların kabul edilemeyeceği açıklamaları henüz 24 saati doldururken yan yatanlar...

Toplantıya katılan 2'nci başkanının koşulsuz onay verdiği bir kararın tam aksi bir açıklamayla gerçek yüzlerini ortaya koyanlar...

Şahsiyetsizlik ne kadar maskelemeye çalışırsanız çalışın mutlaka yüzünü gösterir. Sürecin başından beri ezeli rakip ebedi dost sahteciliği yapanlar, aslında kendi yaşamlarında ne kadar itibar sahibi olurlarsa olsunlar, temsil ettikleri camialarının samimiyetsiz ve içten pazarlıkçı zihniyetini yansıtmakta vakit kaybetmiyorlar.

Ezeli rakibinin başına gelenlerden ötürü rencide edilmemesi gerektiği yönünde kitlesini uyararak puan toplayanların, hemen ertesinde "böylesine kötü durumlara düşmemize izin vermeyen, şanlı kulüp tarihimize leke sürdürmeyen gelmiş geçmiş tüm başkan ve sporcularımıza şükranlarımızı sunarız" diyebilecek şaşkınlığa sahip olduğunu görebiliyoruz.

Tarihlerinde leke olmadığını düşünerek, kendilerinden başkalarının kirli olduğunu ima edenlere sormak isterim:

- Bu ülke sporunda Doğan marka arabalar denince akla gelen nedir?..
- 8-0'lık maç ve Zalad neyi çağrıştırmaktadır?..
- 14-15 yıllık şampiyonluk hasretinin Galatasaray'ın önde gelen isimlerinden biri olan Ali Uras federasyonu döneminde, Derwall ve ihraç ettiği yeniliklerle(!) nasıl sonlandırıldığının cevabı verilebilir mi?
- Henüz ülke sporunda yabancı sayısı bu raddelere ulaşmamışken; hülle yoluyla Türk yapılan basketbolcuların, sahte yöntemlerle kadroya Türk yazılan Dündar Siz gibi futbolcuların, avantajına uygun evrilip çevrilen kuralların işletildiği kulübün kimliği mesela..?
- Bir futbol takımının 4 yıl üst üste şampiyonluğu döneminde "Mehmet Ağar'ların, Mesut Yılmaz'ların, Haluk Ulusoy'ların yollardaki çakıl taşlarına(!) müdahaleleri" dendiğinde hangi DinamoX(!) kulübünün kulakları çınlatılır?
- Tertemiz ve lekesiz tarihine ALTIN HARFLERLE işlenmiş Cemal Nalga namlı topyekun çirkinliği taptaze hafızalarda gizlemek mümkün olabilir mi?
- Dopingle suçlanırken hakkında döşenmeyen pislik kalmayan bir kadın basketbolcuyu yüzsüzce ve edepsizce kadrosuna katarak büyük erdem sahibi olanlar ne renktir?

İş hayatının gereği olarak ülke gerçeklerinden bi'haber olduğu, daha doğrusu kulüp başkanı sıfatıyla adım attığı ülke sporundan hiçbir halt anlamadığı belli olan birinin, bilmediği gerçekleri araştırmadan lekesiz olarak tanımladığı kulübünü överken ve Türk Futbolu'nun bekası için TFF'den acil ve kesin kararlar beklerken, hangi bataklıkta yönetici olduğunu iyice öğrenmesini salık veririm.

Rengi ne olursa olsun, sevdalısı olduğu takımın başına gelen aşağılık saldırılar nedeniyle büyük bir üzüntü ve sıkıntı içinde olan taraftarlara, aynı renge gönül vermese de taraftarlık bilincine haiz olduğu için destek veren kendi kitlesinden feyz almasını öneririm.

Her ne kadar ümit verici, sporun etik değerlerine inanan ve birleştirici yönünü benimseyenlerin gönlünü ferahlatan güzel örnekler yaşansa da genel anlamda kulüp başkanları önderliğinde yansıttıkları gerçek kimliklerinden ötürü zaten aksi beklenemezdi.

***

Fenerbahçe taraftarı yüzleştiği bu alçakça kuşatmadan alnının akıyla, dimdik duruşuyla ve kenetlenerek çıkmak zorundadır.

Aksi kanıtlanana kadar suçsuzluğuna inandığımız başkanımıza, yöneticilerimize, çalışanlarımıza sahip çıkarak, adaletli bir süreçten geçmeleri için demokratik tüm haklarımız kullanılmalıdır.

Onlara destek vermek, gerçek anlamda Fenerbahçe'mize sarılmak demektir ve bu bizim taraftarlık görevimizdir.

http://twitter.com/hhosca

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder