VATAN HAİNLERİ
Türk Sporu için tarihe kara bir leke olarak geçecek skandal sonuçlarını vermeye başladı. Ülkemize gelmiş alanındaki en büyük sporcuya iftira attıklarını kabul edenler, Fenerbahçe’nin ve tabii ki ülkemizin bir takımının Euroleague, yani Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğunu çaldılar.
“Fenerbahçe başarılı olmasın da ne olursa olsun” mantığının ahlaksızlık sınırlarını aştığı şu dönemlerde, bir doping merkezi aracılığı ile ama aslında daha başka makamlar ve isimlerce hayata geçirilen SKANDALIN, tamamıyla bir VATAN HAİNLİĞİ olduğunu bakalım ne zaman kavrayacaklar? İş işten geçtikten, Fenerbahçe yenilgisiz geldiği çeyrek finalde S.Moskova’ya iki maçta da yenilerek elendikten sonra TBF zahmet edip beyinlerini taşıdıkları yerlerine oturarak karar vereceklermiş; Fenerbahçe’ye oyuncularını geri getirme ve oynatma hakkı tanınsın mı, tanınmasın mı?
Basketbolda ülke sınırları içinde şampiyonluklar kazanmak artık Fenerbahçe için zor olmayan, hatta kadınlarda bunu bir gelenek haline getirme başarısını yakaladığı bir durum. Bu başarılarını artık sınır ötesine taşımak, kulübümüze ve ülkemize bir Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu getirmek asıl hedeflerden biriydi. Avrupa’da bu başarıya ulaşmak öyle kısa vadede elde edilebilecek bir kolaylığa sahip değil. Sürekli başarılarla elde ettikleri katılım hakkı ile zirvede olan takımların hegemonyasını kırmak, kendini kabul ettirmek, diğerleri gibi geçici değil kalıcı başarılar elde edip, her sene en az dörtlü final serisinde yer almak uzun ve zahmetli bir süreci gerektiriyor.
Yıllardır ulusal şampiyonluğa ambargo koyan Kraliçelerimiz, her sene katıldıkları Euroleague turnuvalarında tam da sözünü ettiğimiz düzeye ulaşmak üzere olan bir takım kimliğine doğru yürüyordu. Bu sezon başında Türkiye’ye gelmiş en büyük yıldızlardan birini, kadın basketbolunun bir numarası Diana Taurasi’yi kadrosuna katan sarı-lacivertliler, diğer önemli ve yıldız oyuncuları ile birlikte yine dünyanın sayılı hocalarından biri olan Laszlo Ratgeber’i de takımın başına getirerek hedefinin Şampiyonlar Ligi kupasını almak olduğunu açıkça beyan etti.
Bütün otoritelerin şampiyonluğun birinci adayı olarak gösterdiği bir takıma yapılabilecek en büyük ihaneti yaparak; suçsuz bir insana, üstelik futbolda Messi neyse kadın basketbolda aynı değerde olan Diana Taurasi gibi bir oyuncuya doping yaptığı iftirası atıldığında olanlar oldu. Fenerbahçe Spor Kulübü ceza alması kesinleşmiş bir oyuncusu ile yolları ayırmak zorunda kaldı. Sporcusuna güvendiği, böyle bir hata yapmadığına inandığı halde kurumsal kimliği ve spor etiği açısından bunu yapmak zorundaydı. Fakat olayın iç yüzünün açığa kavuşması için verilen mücadele ve gösterilen çaba sayesinde büyük skandalın ortaya konmasında pay sahibi olduklarını da göz ardı etmemek gerekir.
Hak etmediği bir suçlama ile yüzleşen Taurasi’nin ülkemizde kalmayıp hemen gitmesi sadece kendisini bağlamadı. Yıllardır birlikte mücadele ettiği, takıma kazandırılmasında emeği olan Penny Taylor da sözleşmesi devam etmesine rağmen takımdan ayrılıp ülkesine gitti. Diana’nin başına gelenlerden sorumluluk duyduğunu, ayrıca yaşananlar karşısında bu ülkenin spor yöneticilerine güvenmediğini öne sürerek bu tercihte bulunan Penny de gidince kadroda büyük bir güç kaybı yaşandı. Bu kayıpları vakit geçirmeden telafi etmek üzere Angel ve Aneta transferleri yapılsa da ulusal ligimizde yeterli sayılabilecek kadronun Şampiyonlar Ligi’nde yeterli olmadığı yenilgisiz gelinen çeyrek final maçlarında ortaya çıktı.
Türkiye’ye Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu kazandırmasına ramak kalmış bir takımı bu hale düşürenler bizler için VATAN HAİNİDİR. Bu ihaneti gerçekleştirenler belki amaçları olan Fenerbahçe’nin başarısızlığında zafere ulaştılar. Bu açıdan hayatlarının en mutlu anlarını yaşadıkları muhakkaktır. Ancak, dünya çapında düştüğümüz rezil durum ve büyük sporcuların bize bakışlarındaki olumsuzluk, kazançlarından fazla bir kayba vesile olmuştur.
Aynı dönemde haksız yere suçlanan (futbol, basketbol takımlarında oynayan) 5 sporcu tedbir kararı ile oynamadıkları dönemde kadrolarında bulundukları takımlar türlü zararlara uğratılmış da oldular. Kadın basketbol takımlarından Ceyhan Belediye, Amerikalı oyuncusu dopingli sayıldığı için cezalı olduğu dönemde bütün maçlarını kaybederek düşme potasına girdi. Sporcuların sicillerine işlenmese de haklarındaki suçlama nedeniyle insanların bilinçaltına doping yapmış olarak kazınmaları da olayın bir başka trajik detayıdır.
Zaten spor kültürü yerleşmemiş bir ülkede spora gönül vermiş insanların vicdanlarını da rahatlatmak gerektiği açıktır. Bu doğrultuda yapılması gerekenler için sorulabilecek sorular vardır. Henüz görevlerinin başında kalmayı ısrarla sürdüren bu vatan hainlerinin Türk Sporu’na kaybettirdiklerinin telafisi nasıl mümkün olacak? Haksız yere suçlanan sporcuların ve kulüplerinin maddi ve manevi kayıplarının giderilmesi bu aşamada ne kadar mümkündür? Bu hainlikte sorumluluğu bulunanların katlanması gereken sonuçlar ne zaman uygulanacak? Kaybedilen itibarı tamir etmek için yapılması gerekenler konusunda kimler elini taşın altına sokacak?
Tüm bu soruların ve daha onlarcasının cevabını sabırsızlıkla bekliyor olacağız. Ancak, Fenerbahçe’nin adeta elinden çalınan Avrupa Şampiyonluğu’nun telafisi asla mümkün olmayacak! Bu gerçekten hareketle; yaşanan ihanetin müsebbipleri her zaman lanetimizle yüzleşmeye devam edecekler!
http://twitter.com/hhosca
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder