DOSTÇA REKABET
Spor alanında yıllardır gösterdiğimiz çaba ile zamane Türkiye’si için ütopya olarak addedilen “spor alanlarında adil bir ortamda, barış içinde ve dostça mücadele” anlayışının neferleridir Fenerbahçeliler.
Rekabetin sahalarda, salonlarda oyun alanlarında çifte standarttan uzak, adilane bir anlayış için güçlerin karşılaşması olarak görme arzumuz ve bu arzumuzu gerçeğe dönüştürme çabamız yadsınamaz.
Başka renklere gönül verenler gerçekleri örtme pahasına bunun aksini savunsa da genel itibarı ile bu hep böyle olmuştur. Elbette her camianın içerisinde yer edinmiş sporun ahlakına ters insanlar bizim de bünyemizde mevcut olmakla birlikte oranları birbiri ile karşılaştırılamayacak derecede terstir.
100 yılı aşkın süredir varlığını devam ettiren büyük camiaların birbirleri ile yarışlarına baktığımızda Fenerbahçe her zaman tek başına bırakılırken ve bundan hiçbir şekilde yüksünmezken, diğerlerinin yarışın içinde Fenerbahçe’ye karşı güçlü olanın yanında çekinmeden ve sıkılmadan yer aldığını görmüşüzdür ve hala artarak görmeye devam ediyoruz.
Büyüklük lafla dile getirilerek elde edilen, tasdik edilen bir olgu değildir. Bunu belli eden bazı emareler vardır. Ki Fenerbahçe’nin birebir yaşadıkları da bu emarelerdir.
Rakipleri belki bilerek, belki de farkında olmadan Fenerbahçe’nin ne kadar büyük bir kulüp, ne derece büyük ve güçlü bir camia olduğunu oluşturdukları karşı ittifaklarla kanıtlamaktadırlar.
İnsanın doğasında başarıdan yana taraf olmak vardır ve doğal karşılanabilir. Ancak, bir mücadele içindeki taraflardan birine karşı olmak için, zafere ulaşmasına engel teşkil etmek ve bunu dilemek için bürünülen ruh halini anlamak ve kabul etmek mümkün değil.
Tuttuğu takımın renklerine gönül vermiş, adeta hayatının bir parçası yapmış taraftarların kendisine en büyük rakip gördüğünün başarısızlığını istemesi dürtüsü ile başka renklere bürünmesi, birlikte koalisyonlar kurması, bunu tek tip forma yapacak boyuta taşıması nasıl bir spor ahlakının göstergesidir?
Ve böylesine aşağılayıcı bir duruma düşmeyi, onurunu ayaklar altına alırcasına kendinden geçmeyi aklı başında hangi insan evladı kabul edebilir?
Evet bizler, tribünlerde, sahalarda, spor alanlarında yer alanların birbirine saygı duyarak, spor ahlakına ters hiçbir tavırda bulunmayarak, sadece kendi renklerine yönelik desteği ile ama kora kor bir mücadele içinde olunmasından yanayız.
Bu zaman zaman karşı karşıya olanların birbirine jestlerinin de mümkün olmasında sakıncalı değildir. Fakat işi, kardeşlik sıfatı altında birbirine iltimas ve/veya bir rakibine karşı birleşerek destek vermeye vardırdığında sporun, sporcunun, yönetenlerin ve taraf olanların “zeki, çevik ve ahlaklı” hallerinin kaldığı savunulabilir mi?
Adil bir ortamda dostça mücadeleye evet!.. Ama, renklerinin ne olduğunu karıştıracak derecede kendini kaybetmişliğe hayır!
http://twitter.com/hhosca
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder