2 Mart 2010 Salı


SİNEKLERLE DEĞİL BATAKLIKLA MÜCADELE 

Son zamanlarda uğranılan haksızlıklar, her yıl olduğu gibi bu yıl da aleyhimize yapılan hataların çokluğu ve TFF kurullarında hakkımızda kesilen cezalar üzerine başkanımızın ve yöneticilerimizin basiretsiz oldukları, beceriksizlikleri ve yetersizlikleri dillendiriliyor.

Aziz Yıldırım'ın kendi kulübünün sorunları ile değil de Türk Futbolu'nun meseleleri ile daha fazla ilgilendiğinden dem vuruluyor.

Bir maç sonrası istifa ettiği halde yeniden Kulüpler Birliği Vakfı başkanlığına seçilmesini KAYPAKLIK olarak değerlendirenler bile var.

Evet, taraftarın yüreğindeki yangını söndürecek, yaşanan haksızlıkları bıçak gibi kesecek icraatlar göremeyebiliriz.

Ve bundan ötürü isyan ederek kızgınlıkla tepki de verebiliriz.

Ama aslında kapalı kapılar ardında yapılmak istenenleri göz ardı etmek doğru değil.

Ne yazıktır ki taraftar, bazı kötü niyetlilerin de dolduruşu ile yönetime ve başkana karşı bir tepki içinde... Lakin başta Aziz başkan olmak üzere yönetimin çizdiği tablo aslen bizim özlem duyduğumuz tablodur.

Eksikleri olduğu, bazı zaaflar gösterdikleri kesin ve doğrudur. Buna itirazım olamaz. Fakat zaman içerisinde genel tutumlarında haklı olduklarını hep beraber göreceğiz.

Aziz başkanın yeniden Kulüpler Birliği Vakfı başkanı olmasına kızılıyor. Neden Türk Futbolu'nu Fenerbahçe’mize tercih ettiği tartışılıyor.

Görülemeyen gerçek şudur ki; Aziz Yıldırım Türk Futbolu'nu düzeltmeden Fenerbahçe'yi dünya çapında bir büyüklüğe taşıyamayacağını, mevcut hali ile yerel başarılar dışında bir başarı elde etmenin imkânsıza yakın olduğunu gördüğü için, önce temeli düzeltmek gerektiği inancı ile bu mücadeleyi veriyor.

Düşünsenize; çıtasını, kalitesini, kalibresini yükseltmiş Türk Futbolu ve bünyesindeki takımlar, bizim de büyük hedeflere koşmamızda araç olacaklar. Mücadele daha geniş kitlelere yayılacağı için başarıyı elde etmek gerçek gücü olanlarca mümkün hale gelecek. Yerel kalitenin artması ile dış mecralardaki mücadelelerde zaferlere ulaşmak daha kolaylaşacak. Çünkü, kendi liginin kalitesinin yükselmesi ile Avrupa ve dünya çapındaki takımlarla daha yakın şartlarda savaşacaksın.

Şimdiki hali ile rezalet bir futbol kalitesi ve anlayışında mücadele ettikten sonra, yabancı takımların karşısına çıktığında afallayıp, sinebiliyorsun. Avrupa ve dünya çapında oynanan futbol kalitesine ülkemizde de ulaşıldığında bu sersemlik yaşanmayacağı için, futbolcu, yönetici, hakem ve taraftar kalitesi yükselmiş bir lig sayesinde ülke dışındaki başarılara koşmak da daha fazla mümkün olacak.

Bunu yıllardır süren görevi boyunca tecrübe etmiş olan başkanımız, köklü bir çabanın içine girmişken; ne yapılmak istendiğini fark edemeyenler haksızca önüne taş koymaya kalkıyorlar.

Kulüpler Birliği Vakfı başkanı olduktan sonra yaşanan değişimleri gözünüzün önüne getirin lütfen. Dışında olduğumuz zamanlar kulüplerin bize bakışı, yaklaşımı ve verdikleri anti mücadeleler ortadayken; şimdi Aziz Yıldırım ekseninde topluca ortak mücadeleye girmeleri, geleceğe yönelik düşünceleri ve yaptıkları ile önemli bir insan olduğunu anlayıp, etrafında birleşmeleri, yayın ihalesi zaferi, hakemler hakkındaki düşüncelerinde haklı görülmesi... vs.

Hakem meselesi de bununla paraleldir. Kulüpler Birliği Vakfı başkanı olduğu sürece salt kulüp başkanı olarak veremediği ölçüde hakemlere karşı daha etkili bir mücadele ortaya koyacağına inandığını düşünüyorum. Yayın ihalesi öncesi, süreci ve sonrası verdiği demeçlerde mevcut hakemlerin yetersiz olduğunu söylemesi, bunun çözümünün gerekirse yabancı hakem getirmekten geçtiğini ifade etmesi ve birçok kulübün de bu düşüncelerine destek vermesi...

İnanın şu anda hakemlerin bize karşı negatif olmalarının sebebi birinci derecede bu söylemlerdir. Belki Fenerbahçe’miz için kötü bir sonuç doğurmuştur. Ancak, söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu göstermek adına yaşadıklarımız çarpıcı örneklerdir.

Ama er, ama geç Aziz Yıldırım'ın söylediğine geleceklerini görmeye başlamışlardır.

Bu nedenle sineklerle değil, bataklıkla mücadele edildiğini görerek, bizim de taraftarlar olarak yapabileceklerimizi tespit edip, uygulamaya koyma mecburiyetimiz vardır.

Bu türden bir mücadele verilirken ne başkanımızın, ne de yöneticilerimizin, ikinci başkanımız Nihat Özdemir'in verdiği demeçten başka tür bir çıkış yapması, alenen başka bir yaptırımda bulunmaya çalışması mümkün değildir. Gizli saklı, geri planda zaten bir çalışma içinde olduklarına inanıyorum.

Biz taraftarlar, bilinçli, etkili ve medeni ölçülerde eylemler planlayarak başkanımızın ve yöneticilerimizin işini kolaylaştırabiliriz.

Kafa yormamız gereken, bunu nasıl ve ne yöntemle yapmamız gerektiği üzerinedir.


http://twitter.com/hhosca


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder