SİNEKLERLE
DEĞİL BATAKLIKLA MÜCADELE
Son
zamanlarda uğranılan haksızlıklar, her yıl olduğu gibi bu yıl da aleyhimize
yapılan hataların çokluğu ve TFF kurullarında hakkımızda kesilen cezalar
üzerine başkanımızın ve yöneticilerimizin basiretsiz oldukları,
beceriksizlikleri ve yetersizlikleri dillendiriliyor.
Aziz
Yıldırım'ın kendi kulübünün sorunları ile değil de Türk Futbolu'nun meseleleri
ile daha fazla ilgilendiğinden dem vuruluyor.
Bir
maç sonrası istifa ettiği halde yeniden Kulüpler Birliği Vakfı başkanlığına
seçilmesini KAYPAKLIK olarak değerlendirenler bile var.
Evet,
taraftarın yüreğindeki yangını söndürecek, yaşanan haksızlıkları bıçak gibi
kesecek icraatlar göremeyebiliriz.
Ve
bundan ötürü isyan ederek kızgınlıkla tepki de verebiliriz.
Ama
aslında kapalı kapılar ardında yapılmak istenenleri göz ardı etmek doğru değil.
Ne
yazıktır ki taraftar, bazı kötü niyetlilerin de dolduruşu ile yönetime ve
başkana karşı bir tepki içinde... Lakin başta Aziz başkan olmak üzere yönetimin
çizdiği tablo aslen bizim özlem duyduğumuz tablodur.
Eksikleri
olduğu, bazı zaaflar gösterdikleri kesin ve doğrudur. Buna itirazım olamaz.
Fakat zaman içerisinde genel tutumlarında haklı olduklarını hep beraber
göreceğiz.
Aziz
başkanın yeniden Kulüpler Birliği Vakfı başkanı olmasına kızılıyor. Neden Türk
Futbolu'nu Fenerbahçe’mize tercih ettiği tartışılıyor.
Görülemeyen
gerçek şudur ki; Aziz Yıldırım Türk Futbolu'nu düzeltmeden Fenerbahçe'yi dünya
çapında bir büyüklüğe taşıyamayacağını, mevcut hali ile yerel başarılar dışında
bir başarı elde etmenin imkânsıza yakın olduğunu gördüğü için, önce temeli
düzeltmek gerektiği inancı ile bu mücadeleyi veriyor.
Düşünsenize;
çıtasını, kalitesini, kalibresini yükseltmiş Türk Futbolu ve bünyesindeki
takımlar, bizim de büyük hedeflere koşmamızda araç olacaklar. Mücadele daha
geniş kitlelere yayılacağı için başarıyı elde etmek gerçek gücü olanlarca
mümkün hale gelecek. Yerel kalitenin artması ile dış mecralardaki mücadelelerde
zaferlere ulaşmak daha kolaylaşacak. Çünkü, kendi liginin kalitesinin
yükselmesi ile Avrupa ve dünya çapındaki takımlarla daha yakın şartlarda
savaşacaksın.
Şimdiki
hali ile rezalet bir futbol kalitesi ve anlayışında mücadele ettikten sonra,
yabancı takımların karşısına çıktığında afallayıp, sinebiliyorsun. Avrupa ve
dünya çapında oynanan futbol kalitesine ülkemizde de ulaşıldığında bu sersemlik
yaşanmayacağı için, futbolcu, yönetici, hakem ve taraftar kalitesi yükselmiş
bir lig sayesinde ülke dışındaki başarılara koşmak da daha fazla mümkün olacak.
Bunu
yıllardır süren görevi boyunca tecrübe etmiş olan başkanımız, köklü bir çabanın
içine girmişken; ne yapılmak istendiğini fark edemeyenler haksızca önüne taş
koymaya kalkıyorlar.
Kulüpler
Birliği Vakfı başkanı olduktan sonra yaşanan değişimleri gözünüzün önüne
getirin lütfen. Dışında olduğumuz zamanlar kulüplerin bize bakışı, yaklaşımı ve
verdikleri anti mücadeleler ortadayken; şimdi Aziz Yıldırım ekseninde topluca
ortak mücadeleye girmeleri, geleceğe yönelik düşünceleri ve yaptıkları ile
önemli bir insan olduğunu anlayıp, etrafında birleşmeleri, yayın ihalesi
zaferi, hakemler hakkındaki düşüncelerinde haklı görülmesi... vs.
Hakem
meselesi de bununla paraleldir. Kulüpler Birliği Vakfı başkanı olduğu sürece
salt kulüp başkanı olarak veremediği ölçüde hakemlere karşı daha etkili bir
mücadele ortaya koyacağına inandığını düşünüyorum. Yayın ihalesi öncesi, süreci
ve sonrası verdiği demeçlerde mevcut hakemlerin yetersiz olduğunu söylemesi,
bunun çözümünün gerekirse yabancı hakem getirmekten geçtiğini ifade etmesi ve
birçok kulübün de bu düşüncelerine destek vermesi...
İnanın
şu anda hakemlerin bize karşı negatif olmalarının sebebi birinci derecede bu
söylemlerdir. Belki Fenerbahçe’miz için kötü bir sonuç doğurmuştur. Ancak,
söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu göstermek adına yaşadıklarımız çarpıcı
örneklerdir.
Ama
er, ama geç Aziz Yıldırım'ın söylediğine geleceklerini görmeye başlamışlardır.
Bu
nedenle sineklerle değil, bataklıkla mücadele edildiğini görerek, bizim de
taraftarlar olarak yapabileceklerimizi tespit edip, uygulamaya koyma
mecburiyetimiz vardır.
Bu
türden bir mücadele verilirken ne başkanımızın, ne de yöneticilerimizin, ikinci
başkanımız Nihat Özdemir'in verdiği demeçten başka tür bir çıkış yapması,
alenen başka bir yaptırımda bulunmaya çalışması mümkün değildir. Gizli saklı,
geri planda zaten bir çalışma içinde olduklarına inanıyorum.
Biz
taraftarlar, bilinçli, etkili ve medeni ölçülerde eylemler planlayarak
başkanımızın ve yöneticilerimizin işini kolaylaştırabiliriz.
Kafa
yormamız gereken, bunu nasıl ve ne yöntemle yapmamız gerektiği üzerinedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder