27 Şubat 2010 Cumartesi


ÖNCE ÇEKİRDEKTEN, 
SIRA DIŞLIKLARA DA GELECEK!

Zaman zaman çok yakın dostlarımızın da aralarında bulunduğu bir kesim, eleştiri hakkı adı altında SAYGISIZLIK edenlere -dikkat edin, eleştirenlere demiyorum SAYGISIZLIK edenlere- tepki verildiğinde "kimse insanlara taraftarlık dersi vermesin, bırakın herkes taraftarlığını bildiği gibi yaşasın" özetinde isyan etti, ediyor, belki de edecek.

Hayır, yanlış!..

Herkes taraftarlığını bildiği gibi değil, olması gerektiği gibi yaşayacak. Öğrenmesi için gerekiyorsa bulunduğumuz her ortamda ders de verilecek.

Burada atlanan bir gerçeği hatırlatmak gerektiği çok açık.

Futbol bir spor dalı. Fenerbahçe Spor Kulübü bünyesinde icra edilen 9 daldan bir tanesi.

Sporda her türlü sonucun ve bu sonuçlara neden olan etkenlerin olabileceği gerçeğini bilmek...
Verilen mücadelelerin bitiminde elde edilen sonuçları olağan kabul edip hazmetmeyi başarmak...
Yenene de yenilene de gösterdikleri performans için saygı duymak...
Ve en sonunda destek verdiğin takımı, oyuncuları, kenar yönetimi alkışlamak bu işin özünde olan, olması gereken, adeta bir kültürün parçası olarak kabul edilmesi beklenendir.

Kendini taraftar olarak görenler, öncelikle bu gerçekleri özümsemek, iyice kavramak ve benliklerine sindirmek durumundadırlar.

Bunu başaramayıp ortalıkta taraftarım diye gezinenler, kendilerine taraftarlık dersi verildiğinde itiraz etme hakkına sahip değildir.

Kendisini sporun ana fikrini özümsemiş, kültürünü almış ve taraftarlık bilincine sahip görenlerin, "çakma taraftar" sıfatında gezinenlere ders vermesi kadar doğal bir süreç de olamaz.

Siz istediğiniz kadar "buna hakkınız da yok, haddiniz de değil" diyerek karşı çıkın. Tam olanın eksik olana hatasını, yanlışını gösterip doğru olanı anlatması, iki kere ikinin dört etmesi kadar değişmez bir gerçektir.

Spor kültürü oluşmuş, barındırdığı temel gerçekleri bilincine işlemiş ve tuttuğu takımına verdiği desteğini bunların üzerine inşa etmiş insanlar benim açımdan gerçek taraftarlardır.

Gerçek taraftarlar, üzüntülerini de sevinçlerini de sporun ruhuna aykırı kaçmayacak ölçülerde yaşamasını bilir.

Gerçek taraftarlar, tribünlerde ortamın izin verdiği ölçülerde takımına nasıl destek vereceğini bilir.

Gerçek taraftar, rakibe ve yanlı/adaletsiz/çifte standart dolu kararlar veren hakeme baskı kurmanın önemini ve bunu nasıl uygulayacağını da bilerek hareket eder.

Gerçek taraftar, sahada mücadele ederken gününde olmayan, hata yapan, inanılmaz golleri kaçıran veya olmayacak golleri yiyen, performansı düşük olan futbolcusunu sanki diğer maçlarda aynı oyuncular olmayacakmış, oynanan son maçıymış gibi tribünden cezalandırmaya kalkmaz.

Gerçek taraftar, gününde olmadığı için sendeleyen, yeteneği sınırlı olduğu için bekleneni veremeyen, kendisini memnun edemeyen oyuncusuna her zaman moral vermekle, daha iyi olması için teşvik etmekle, kendini toparlamasına yardımcı olmakla yükümlüdür.

Gerçek taraftar, milyonların izlediği bir ortamda futbolcusunu satmaz. Takım içinde sorun oluşturacak pozisyonlara sokmaz. Ellerini ovuşturarak tökezlemelerini bekleyenlere yem etmez.

Gerçek taraftar, tribünde yapmaması gerekenleri kitlelerin takip ettiği platformlarda da yapmaz. Eleştiri hakkını sonuna kadar kullanır, ancak bunu yaparken hakaret etmez, aşağılamaz.

Gerçek taraftar, kendisini ne kadar bilgi sahibi görse de takımı yöneten, taktiği veren, kadroları kuran, oyun içinde kendince müdahaleleri yapan, değişiklikleri yönlendiren ehil kişilerin işine karışmaz.

Yine bu kişilerin kendince hatalı olduğunu düşündüğü noktalarını sonuna kadar eleştirir, beklentilerini dile getirir, ama ders vermeye kalkmaz, hakir görmez, lanet okumaz.

Gerçek taraftar, evladını eleştirme hakkına haiz olsa da dışarıya karşı ezdirmediği gibi, gönlünü verdiği, tutkunu olduğu takımının oyuncusuna da hakaret edilmesine razı gelmez.

Gerçek taraftar, önce taraftarlığını bilir ve buna uygun hareket etmeye çalışarak görevini yerine getirir, sonra da bir taraftar gözüyle gördüklerini doğrusuyla yanlışıyla muhatapları ile üslubunca, yoluyla yordamıyla paylaşır.

Gerçek taraftar, taraftarlarla ilgili uygulamalarda eksik, hatalı, kötü gördüğü unsurları yine üslubunca dile getirir; düzeltilmesi, yeniden ele alınması, beklenildiği şekle sokulması için çözüm önerileri ile birlikte taleplerini yerine ulaştırır.

Kısacası, gerçek taraftar haddini bilir!

Buraya kadar yazdıklarımın arasında tuttuğu takıma olan sevdasından ötürü insanları yargılama, yerme, hakir görme, eksik olarak nitelendirme yapmadığımı umarım fark etmişsinizdir.

Çünkü kimsenin takımına duyduğu sevdası ile ilgili muhasebe yapmak haddim değil. Bunların ayrı değerlendirmeler olduğunu ve karıştırılmaması gerektiğini anlayarak yazının devamını okumanızı tavsiye ederim.

Bize taraftarlık dersi verilecek yerleri işaretleyenler iyi bilmelidir ki; ders önce çekirdekten verilmeye başlanır.
Bulunduğumuz platformda, yani çekirdek kabul ettiğimiz bir taraftar derneği e-posta listesinde derse ihtiyacı olanlar varken, kendisini ayrı yerlerde görenlere (dışlıklara) ders vermenin yararı olmaz, olamaz.

Bu ortamda ve mücadele edilen diğer temel (çekirdek) ortamlarda ders verilecek kimse kalmadığında sözü edilen yerlere de şartları elverenler gidip ders verecektir. Hiç kuşkunuz olmasın.

Buna ömrümüz yeter mi, o günleri görür müyüz, bilmiyorum. Zira, burada ve kitlenin nüvesi kabul ettiğimiz diğer ortamlarda derse ihtiyacı olan, taraftarlığın ne anlama geldiğini öğrenememiş, ama ne kötüdür ki kendisini olmuş zanneden öylesine ciddi vakalar var ki!

Yukarıda ifade etmeye çalıştığım gerçek taraftarlık tanımlarına uygun olup, kendisini bu tanımların dışında tutmayanlar elbette ki yazdıklarımdan alınmayacak, beni yargılamayacaklardır.

Yanlış anlayanlar için de peşin olarak özrümü dileyeyim.

Böylesine üstten ve tabiri caizse "ukalaca" yazmamın sebebi, aynı yaklaşımla hareket ederek, değer kabul ettiklerimize haksızlık edildiğini anlatmaya çalışırken bizlere ukalalık edildiği içindir.

Bu ve benzer diğer platformlarda bulunduğum sürece, hak eden herkese aynı dersleri vermeye devam edeceğimi de biliniz.

Egolarını törpülemeyi başaramayanların, SAYGI denen olguyu hayatlarının önemli bir yerine oturtamayanların karşılaşacağı tavır her zaman bu olacaktır.

Demokratik ortam, eleştiri özgürlüğü, samimi hislerin paylaşımı demenin SAYGISIZLIK demek olmadığını herkes öyle ya da böyle bilecek.


http://twitter.com/hhosca


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder