28 Ocak 2011 Cuma


Mücadelenin Zaferi ve Tribün Gerçeği 

Potanın kralları mücadele yönünden kendilerinden beklenen bir oyun sergilese de top kayıpları ve pota altı zafiyeti yakışmayacak düzeydeydi. 3,5 dakika kala 9 sayı farkı bulup maçı kalan sürede tek sayı atamadan bitirmek hiç hoş değildi. Bu sayı atamama anlarında sekteye uğratanlardan başta gelen Emir'in maçı bize getiren blokları yapması da ayrı bir enstantaneydi.

Tarence Kinsey'in sakatlığı nedeniyle forma giymemesi Ömer ve Tomas ikilisinin daha fazla oyunda kalıp hem mücadele yönünden yıpranmalarında hem de faul problemi yaşamalarında önemli etkendi. Dünkü maçta Kinsey'in sahada olması maçı daha kolay kazanmamızda fayda sağlayabilirdi. Umarım en kısa zamanda kadrodaki yerini alır.

Ekran başından ne kadarına şahit oldunuz, maçı anlatanlar ne denli yansıttılar bilmiyorum ama, hakemler tam bir rezaletti. Farkı açmaya başladığımız her an ince müdahalelerle dengeyi kurdular. Rakibin bu kadar sert oyununa çaldıklarından daha fazlasını çalmadılar diyebilirim. Rakibe verilmeyen hatalı yürümeler, bize ise daha masum olanlarına çalınan anında düdükler...

Ben kesin kanıya vardım ki; bizim renklerimiz, formamız, adımız ve sevdalısı olan kitleye karşı dünyanın her yerindeki hakemlerce bir gıcıklık var. Taraftar kimliğimi bir kenara bırakıp kendimi karşı tarafın yerine koyarak da baktığımda terazi hiçbir şekilde eşit durmuyor, adalet yerinde gözükmüyor.

Oyuncularımızın da her branşta bunu bilerek mücadele etmesi şart!

Bizden kaynaklanan ya da kaynaklanmayan tüm bu olumsuzluklara rağmen sahaya varını yoğunu koyarak maçı almayı başaran ve 2/2 yapıp liderliğini sürdüren takımımızı kutluyorum.

Peş peşe oynayacağımız iki Zalgırış Kaunas maçını da kayıpsız geçersek grubu lider bitireceğimize garanti olarak bakabiliyorum.

Tribünlerimiz uzun bir aradan sonra grupların önemli katkısı ile büyük bir coşku ve destek içindeydi. Görsel hazırlıklarla farklarını ortaya koyan grupların katkısını alan tribünlerde, zaman zaman muhteşem görüntüler sergilense de bir basketbol maçına etki etme anlamında hala eksiklikler içinde olduğumuzun yinelenmesinden öteye gidilemedi.

Hakem kararlarında ve farkın kapanmaya başladığı anlarda tam bir bütünlük içinde sahaya etki edecek reaksiyonları yeterince gösteremedik. Başından sonuna kadar maçın içinde olan, her hareketi ve kararı anında tepki ile karşılayan taraftar sayısı eğer yeterli seviyede olsaydı, dünkü hakem rezaletlerini bu derece yaşamayabilirdik. Rakip de bu kadar rahat sertlikler içinde farkı eritip oyuna ortak olmayabilirdi.

Tamamen futbol kültürü ile yıllarını geçirmiş insanların, ülke genelinde de öncelikli kabul gören bu futbol geleneği gerçeği ile salon sporlarına adaptasyonu ve sergileyeceği tutumu net bilmesini kısa vadede beklemek zaten hayalcilik olur. Ancak bu ülkede kulüp olarak amatör branşlara ve basketbola en fazla bulaşmış, artık ülke standartlarını aşmış bir kulübün taraftarları da kendilerini geliştirmek ve takip ettikleri, destek verdikleri branşlara uyum sağlamak mecburiyetinde olmalıdır.

Gelişmelerin olumlu yönde yürüdüğünü ve önde gelen gruplarla başlarındaki insanların bünyeleri altındaki kişileri bu konuda eğitici tavır takınmaları ve yönlendirmeleri sayesinde tribünlerimizde daha kısa sürede istenen seviyeye ulaşılacağını düşünüyorum. Münferiden taraftarlığını yaşayanların da bu gelişmeye daha kolay ayak uyduracağı gerçeği ile...

Futbol dışındaki her branşta, hem ülke çapında hem de Avrupa düzeyinde (ah filenin efendileri aahh!) zirveye oynayan bir kulübün taraftarlarının gelişim yönünde ivme göstermesi dileğimdir. Bu doğrultuda emek veren herkes baş tacıdır.


http://twitter.com/hhosca


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder