Mücadelenin
Zaferi ve Tribün Gerçeği
Potanın
kralları mücadele yönünden kendilerinden beklenen bir oyun sergilese de top
kayıpları ve pota altı zafiyeti yakışmayacak düzeydeydi. 3,5 dakika kala 9 sayı
farkı bulup maçı kalan sürede tek sayı atamadan bitirmek hiç hoş değildi. Bu
sayı atamama anlarında sekteye uğratanlardan başta gelen Emir'in maçı bize
getiren blokları yapması da ayrı bir enstantaneydi.
Tarence
Kinsey'in sakatlığı nedeniyle forma giymemesi Ömer ve Tomas ikilisinin daha
fazla oyunda kalıp hem mücadele yönünden yıpranmalarında hem de faul problemi
yaşamalarında önemli etkendi. Dünkü maçta Kinsey'in sahada olması maçı daha
kolay kazanmamızda fayda sağlayabilirdi. Umarım en kısa zamanda kadrodaki
yerini alır.
Ekran
başından ne kadarına şahit oldunuz, maçı anlatanlar ne denli yansıttılar
bilmiyorum ama, hakemler tam bir rezaletti. Farkı açmaya başladığımız her an
ince müdahalelerle dengeyi kurdular. Rakibin bu kadar sert oyununa
çaldıklarından daha fazlasını çalmadılar diyebilirim. Rakibe verilmeyen hatalı
yürümeler, bize ise daha masum olanlarına çalınan anında düdükler...
Ben
kesin kanıya vardım ki; bizim renklerimiz, formamız, adımız ve sevdalısı olan
kitleye karşı dünyanın her yerindeki hakemlerce bir gıcıklık var. Taraftar
kimliğimi bir kenara bırakıp kendimi karşı tarafın yerine koyarak da baktığımda
terazi hiçbir şekilde eşit durmuyor, adalet yerinde gözükmüyor.
Oyuncularımızın
da her branşta bunu bilerek mücadele etmesi şart!
Bizden
kaynaklanan ya da kaynaklanmayan tüm bu olumsuzluklara rağmen sahaya varını
yoğunu koyarak maçı almayı başaran ve 2/2 yapıp liderliğini sürdüren takımımızı
kutluyorum.
Peş
peşe oynayacağımız iki Zalgırış Kaunas maçını da kayıpsız geçersek grubu lider
bitireceğimize garanti olarak bakabiliyorum.
Tribünlerimiz
uzun bir aradan sonra grupların önemli katkısı ile büyük bir coşku ve destek
içindeydi. Görsel hazırlıklarla farklarını ortaya koyan grupların katkısını
alan tribünlerde, zaman zaman muhteşem görüntüler sergilense de bir basketbol
maçına etki etme anlamında hala eksiklikler içinde olduğumuzun yinelenmesinden
öteye gidilemedi.
Hakem
kararlarında ve farkın kapanmaya başladığı anlarda tam bir bütünlük içinde
sahaya etki edecek reaksiyonları yeterince gösteremedik. Başından sonuna kadar
maçın içinde olan, her hareketi ve kararı anında tepki ile karşılayan taraftar
sayısı eğer yeterli seviyede olsaydı, dünkü hakem rezaletlerini bu derece
yaşamayabilirdik. Rakip de bu kadar rahat sertlikler içinde farkı eritip oyuna
ortak olmayabilirdi.
Tamamen
futbol kültürü ile yıllarını geçirmiş insanların, ülke genelinde de öncelikli
kabul gören bu futbol geleneği gerçeği ile salon sporlarına adaptasyonu ve
sergileyeceği tutumu net bilmesini kısa vadede beklemek zaten hayalcilik olur.
Ancak bu ülkede kulüp olarak amatör branşlara ve basketbola en fazla bulaşmış,
artık ülke standartlarını aşmış bir kulübün taraftarları da kendilerini
geliştirmek ve takip ettikleri, destek verdikleri branşlara uyum sağlamak
mecburiyetinde olmalıdır.
Gelişmelerin
olumlu yönde yürüdüğünü ve önde gelen gruplarla başlarındaki insanların
bünyeleri altındaki kişileri bu konuda eğitici tavır takınmaları ve
yönlendirmeleri sayesinde tribünlerimizde daha kısa sürede istenen seviyeye
ulaşılacağını düşünüyorum. Münferiden taraftarlığını yaşayanların da bu
gelişmeye daha kolay ayak uyduracağı gerçeği ile...
Futbol
dışındaki her branşta, hem ülke çapında hem de Avrupa düzeyinde (ah filenin
efendileri aahh!) zirveye oynayan bir kulübün taraftarlarının gelişim yönünde
ivme göstermesi dileğimdir. Bu doğrultuda emek veren herkes baş tacıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder