25 Ağustos 2009 Salı

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Ben bir demokratım;
Toplumun en büyük kesiminden en küçük aile yapısına kadar demokrasinin ilkelerini barındırması gerektiğine inanan ve buna uygun yaşamaya çalışan...

Ben bir diktatörüm;
Doğru bildiğinden şaşmayarak, gözleri adeta kör olmuşçasına yanlış içinde olanlara karşı durabilen, doğrularını kabul ettirmek için elinden geleni yapan...

Ben bir sol görüşlüyüm;
Emekçi halkın yanında olan, işveren olmasına rağmen, çalışanı zor hayat şartlarında işsiz kalmasın diye, sırtına büyük bir yük olacağını ve bu nedenle belki de sıfırı tüketecek noktaya geleceğini bilmesine rağmen istihdam etmekten geri durmayıp, emekçiye destek vermeyi seçen...

Ben bir laik, muhafazakar ve dindarım;
Din işleri ile devlet işlerinin birbirine dolanması, birliktelik oluşturması, şeriat hükümlerinin getirilmeye çalışılması aklına yatmayan... Ama annesinin, bacısının, din kardeşinin başörtüsü ile uğraşılmasına da katlanamayan...

İman ettiğini başkalarına dikte etmeyen… Herkesin inanç özgürlüğüne saygı duyan, maneviyatını inandığı ölçülerde yaşamasına karışmayan… Sahte din tacirlerinin tahrip etmeye çalıştığını doğru bildiği ve aklı yettiği biçimde yaşayıp, hak ettiğini Hak'tan bulacağı bilincine sahip olan...

Ben bir milliyetçiyim;
Ülkesini seven, yüzyıllarca atalarının kanı ile sulanarak korunmuş topraklarına sahip çıkan, bütünlüğüne göz dikenlerin gerektiğinde karşısına çıkmaktan bir an olsun tereddüt etmeyecek olan...

Ben bir insanım;
Başkalarının yaşam hakkına ve özgürlüklerine saygısızlık etmeden, insanca ve hep birlikte yaşayabilmenin gereklerini yerine getirebilmek için çabalayan, paylaşan, zorda olanın imdadına koşmaya didinen, gösterdiği saygı ve anlayışı başkalarından da görmek isteyen...

Ben bir Türküm;
Bu ülkede kendisini Türk olarak gören en küçüğünden en büyüğüne kadar her vatandaşıyla barışık, özgür, medenice ve kardeşçe yaşamak isteyen... Yüzyıllarca değişik etnik çeşitlilik içinde, farklı dinlerde ama aynı topraklarda, aynı milliyete tabi olarak, aynı dili kullanarak, barış, dirlik, kardeşlik içinde, ekmeğini, suyunu bölüşerek, refaha, muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için çalışarak yaşamış, bu topraklar için birlikte savaşmış, kanını, canını vermiş, birlikte üzülmüş, birlikte ağlamış, sevinçlerini paylaşarak çoğaltmış bir milletin ferdi olan...

Kendisini Türk olarak gören her bireyle yine aynı zengin çeşitlilikte, yine aynı amaçlar, özgürlükler, insanca yaşama hakları uğruna, barış, kardeşlik içinde, refaha ermek adına emek sarf ederek, ekmeğini, suyunu, üzüntüsünü, sevincini paylaşarak yaşamak isteyen…

Kendisini “Tarihin, bu memlekette şimdiye kadar meydana getirmediği bu milli birlik ve beraberliğin bozulmasına ait her hareketi bir vatan ihaneti telakki ederek ona göre lazım gelen karşılığı vermede tereddüt etmeyeceğiz” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasçısı kabul eden…

Bu vatanın bir karış toprağında gözü olan, kendisini bu milletten, Türk görmeyen, ayrı vatan düşleri kuran herkes sınırların dışında rüyalarını gerçekleştirmekte serbesttir. Topraklarımızı, vatanımızı, birliğimizi, bütünlüğümüzü bölmeye çalışan, kendine yurt etmeyi hayal eden ve bu hayallere kapılmalarına meydan veren varsa bir an bile tereddüt etmemeli, defolup gitmelidir.

Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemeyene uğurlar ola!

http://twitter.com/hhosca

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder