1 Ağustos 2011 Pazartesi

HIRSIZIN HİÇ Mİ SUÇU YOK?

Önümüzde çok çetrefilli bir süreç var.

Sonuna kadar aklanacağımıza olan inancımı yitirmeyeceğim bu süreçte bizi asıl zorlayacak olan; her türlü yasağa ve aksi halde ceza uygulaması durumuna rağmen, fütursuzca insanlar hakkında kişisel kinlerini kusmaya devam edenlerin, toplumda oluşturdukları önyargı ve kesin hüküm sayesinde yaşanması muhtemel çatışmalar, karşı karşıya gelmeler olacaktır.

Bunun küçük bir örneğini gördüğümüz Kadıköy'deki son hazırlık maçında yaşananlar, belki de daha büyük yangınların masum belirtisiydi. Buna zemin hazırlayanların olayı kınaması ise yüzleştiğimiz trajedinin komik yansıması...

"Ben senin kutsalına en aşağılık yaklaşımla saldırıda bulunabilirim, ama sen beni bundan ötürü suçlayamaz, tepki gösteremez, kovamazsın!" küstahlığı.

Kendi işlerine geldiğinde dört elle sarıldıkları yeni yasaya rağmen, topluma yön veren medyada kötüye gidişin artarak devam etmesi/ettirilmesi, yasanın hazırlığı dönemindeki endişelerimizde ne kadar haklı olduğumuzu gösteriyor.

Dün akşam Levent Kırca'nın "Son İstasyon" adlı sinema filmini izledim TV'de... 30 yıllık meslek hayatında bir gün bile işine geç kalmamış, mesai saatleri boyunca başka hiçbir yan işle meşgul olmayıp, hiçbir kaytarmada bulunmamış ve işini dört dörtlük yaparak sonunda huzurla emekliliğini kazanan birinin, aile hayatındaki tam aksine başarısızlıklarını konu alıyordu.

Aile yaşamındaki özel durum bizim konumuzun dışında... Devlet memuru olarak yaptığı işinde, sicilinde zerre olumsuz durum oluşmaması için işinin gereklerini eksiksiz yerine getiren bir insanın günümüzdeki karşılığını kolaylıkla bulabileceğimizi zannetmiyorum. Varsa da sayılı oldukları aşikârdır.

Normal bir kamu görevinde bile bu titizliğin artık anormal sayıldığı günümüz ortamında, yargı gibi çok hassas bir alanda görev yapanların yeterlilik, ahlâk, işine saygı, bağımsız karar verme, işini kötüye kullanmama gibi özelliklerini kim, nasıl belirliyor ve denetliyor?

İnsanların ve kurumların kaderini tayin eden bu zümrenin güvenirliğini yitirmesinin ne demek olduğunu anlayabilen var mı?

Şiddeti ve düzensizliği önleme adı altında çıkartılan bir yasayı uygulamakla yükümlü olanların hangi kıstas ve yeterlilikleri ile buna vakıf olacaklarını düşünüyoruz?

Yasada açıkça yer alan maddelerde yazdığı halde toplumda şiddeti körükleyen, sürekliliğinde bölünmelere yol açabilecek ithamları oluşturan, infial uyandıran yayınları yapanlar ve yaptıranlar, nasıl olup da bir uyarı dahi almıyorlar?

Hassas dengelerle bilinçli olarak oynayanlar, yumuşak karınları sürekli kaşıyanlar, yangına körükle gidenler kimler tarafından durdurulacak veya yasaca da hak ettikleri cezalara çarptırılacaklar?

Güvenirlikleri artık şüphenin de üstünde yitirilen yargı tarafından mı?

Peki, bu açmazda insanların kendi yargılamalarını yapıp, hak edenlere her şeye rağmen itidalli biçimde tepki vererek hâletiruhiyesini göstermesi neden eleştiriye uğruyor?

Toplumu bu duruma getirenlerin hiç mi suçu yok?


HIRSIZIN HİÇ Mİ SUÇU YOK?!

 http://twitter.com/hhosca

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder